SON DAKİKA
Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
2 Aralık 2017

“YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR”

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR”

GündemSiyaset - 2 Aralık 2017 13:15

‘Yavuz hırsız ev sahibini bastırır’ derler ya,
Kılıçdaroğlu’na, dava açmak tam o’dur…

Bu dönemde herhangi bir yargılama sonunda yüzde binbeşyüz haklı olsanız dahi, iktidar aleyhine bir sonuç alacağınızı düşünüyorsanız, ya çok safsınız ya da iktidardan nemalanan bir yandaş… Ya havuz medyasından bir ‘gazeteci’ ya da makam beklentisi içinde olan bir bürokrat…

Vicdanını satıp, aşağılık ilişkilere bulaşmayan hiç ama hiç kimse bu gırtlağına kadar kirlenmiş, rüşvet ve çıkar ilişkilerinin girdabına kapılmış AKP iktidarını savunamaz. İnsanlığı, dostluğu, devleti, dini, ibadethaneyi o kadar kirlettiler ki, o kir ülke sathını aşıp, Okyanus ötesine ulaştı ve neredeyse tüm evreni kokutan bir noktaya geldi!

Buyurun… İşte ‘bütçe açığını kapatan, iyi yurttaşınız Zarrab’ ve ‘ne isterse verdiğiniz’ Fetö… Bunların bir siyasi sonucu olmayacak mı, “hatalıydım” demek yeter mi?

Kılıçdaroğlu; “siyasi iktidar eliyle ülkenin yağmalandığını” söylüyor ve soruyor, “arkadaş; orta yerde duran ve gözümüze batan makara, kakara, tuvalet, sifon, oğullar-kızlar, 17-25’ler, babacım, sıfırladın mı’lar, köşkler-yalılar var… Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Senin en yakınında olanlar, oğullar, dünürler, hısımlar, ‘vergi Cenneti’ tabir edilen ülkelere kaynağı belli olmayan, nereden ve nasıl kazanıldığı belirsiz paralar transfer ediyor, vergi kaçırıyorlar!”

Bütün yakınların Karun gibi zengin…

Çok açık bir cümleyi dahi algılamayan, hiç çalışmayan Bilal’in serveti bile dudak uçuklatıyor!

Servetiniz, yaşamınız, ilişkileriniz kokuyooor!!!

Kamuoyu anlamak istiyor: 1- Sn. Erdoğan, Man adası müdavimlerinin, kendisinin belediye başkanı olmadan önce de ticaret yaptıklarını söyledi. O halde bu ticaretin mahiyetini açıklamalı; oğlu mu, kardeşi mi, emekli öğretmen olan eniştesi mi, fahri özel kalem müdürü mü, taksi şoförü dünürü mü?
Bunların hangisi milyon dolarlık iş yapıyordu?

2- Kimse size neden yurtdışına para çıkardığını sormuyor… “Neden Man adasına gönderdiler, neden vergi kaçırıyorlar, bu parayı nasıl kazandılar, bu kaçakçıların tamamının sizin yakınınız olması tesadüf mü” diyor…

Suç işleyen yakınlarınızın burada yargılanmalarına engel olabilirsiniz… Bakanları, bürokratları koruyabilir, yargılanmaları halinde ortaya çıkacak suçun ucu size ulaşacağını varsaydığınız için koruyor olabilirsiniz… Ama nereye kadar? Zarrab ve Fetö skandalına baktığımızda günümüzde büyük çaplı suçların hiçbir zaman kapanmadığını, bumerang gibi er-geç dönüp sahibini vurduğunu görmeli ve gereğini yapmalısınız.
Artık o makamda oturmamalısınız…

İstifa etmelisiniz…

Kılıçdarğolu’nun da, vicdanı ve yurt sevdası olan vatandaşın da talebi bu…

Bu talepler karşısında sen ne diyorsun?

“Belgeleri savcılığa ver!” Küfür, hakaret, tehdit…

Kılıçdaroğlu belgeleri savcılığa verir vermez, bunu bilemem ama bildiğim şey, bu hukuk sistemimizden gerçek manada adalet beklemek için çok saf olmak gerekir. Bunu söylemek için çok haklı nedenlerim ve yaşadığım ciddi bir örnek var. Eğer kovuşturmanın ucu iktidara ulaşacak ve zat-ı muhterem bir şekilde zarar görecekse adalet-madalet beklemeyin; bu yargıdan böyle bir karar çıkmaz…
***
YAŞADIĞIM SOMUT YARGI SÜRECİ: TMSF’ye DEVREDİLEN ATV-SABAH VARLIĞI

Hikâye uzun, sabırla okumanızı dilerim.
Allah, Çalık Grubuna “yürü ya kulum” der ve Berat Albayrak, Çalık Grubu Genel Müdürlüğüne getirilir ve sonra bilindiği üzere Başbakan Erdoğan’ın damadı olur.

Arkasından, Vakıfbank Genel Müdür Yardımcılığı görevinden istifa eden Önder Halis Demir, Çalık Grubuna ait Çalık Yatırım Bankasının genel müdürlüğüne getirilir.

Çalık Grubu, TMSF’nin açtığı ATV-Sabah varlığının satışı ihalesine girmeye karar verir. İhale şartnamesini 25 firma inceler, sekiz firma şartnameyi satın alır, üç firmaya ön yeterlilik verilir. Fakat “ne olursa olur” bu gruplardan hiçbirisi ihaleye katılmaz. Böylece Çalık Grubu ihale aşamasında tek başına kalır. Yine tek başına ihaleye girer ve ihaleyi, hem de aslanlar gibi “kazanır!”
***
İhaleyi adı geçen gruba veren TMSF Başkanlığı, ilgili bakanlık üzerinden başbakana bağlıdır… TMSF ihaleyi onaylar ve Çalık Grubuna der ki, “ihale tamam, sana 60 gün süre veriyorum; bu süre içinde ihale bedelini getir…”

Bu bedeli ödeyecek gücü olmayan, hatta teminat verecek maddi güçten de yoksun olan Çalık Grubu, kredi arayışına girer. Ancak dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir özel-şahıs bankası, Çalık Grubuna bu büyüklükteki krediyi vermeye yanaşmaz. Bu durum karşısında akla, “hükümetin arpalıkları” denilen devlet bankaları gelir (Akla gelir mi, getirilir mi; konunun bu kısmına muttali değilim). Sonra, şimdi ABD’de yargılanan Zarrab-Atilla davasında adı geçen ve her ikisi de kamu bankası olan Vakıfbank ve Halkbank’ın kapısı çalınır.

Çalık Grubunun Vakıfbank’tan kredi talep ettiği tarih, 31.03.2008’dir. İlgili şube, kredi talebini 10.04.2008 tarihinde Genel Müdürlüğe ulaştırır. Vakıfbank, tarihinin bu en büyük kredi talebini, başvurudan yedi gün sonra (17.04.2008 tarihinde), tamamlar ve bu işlem Vakıfbank tarihinin en hızlı çıkarılan kredisi olarak tarihe geçer. Kredi talebinin görüşülmesi aşamasında, Banka Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Çekinmez; “kredi talep eden firmanın maddi durumu standartlara uymamaktadır, alınan ipotekler yeterli değildir, bu kredinin dönüşü risklidir” diyerek, kredinin verilmesine karşı çıkar ve muhalefet şerhi koyarsa da, dinleyen olmaz…

T. C. Devletine, kamuya, beytülmale, tüyü bitmedik yetime ve bize ait olan Halk Bankası ve Vakıfbank isimli alın teri bankalarımızın uyarılara kulak tıkayan değerli yöneticileri, Çalık Grubu’nun 750 milyon USD kredi isteğini, 375’er milyon USD olarak kardeş kardeş bölüşmeyi kabul ederler.

Ala!

Peki, ya teminat?

Çalık Grubunun araç-gereci, evi, arabası, nesi varsa hesap edilir ama ne kadar abartılırsa abartılsın toplam varlığı ancak 102 milyon TL kadardır. Bir formül aranır ve dâhiyane bir fikir bulunur; Çalık yetkilisine denilir ki; “siz, satın alacağınız ATV-Sabah bütünlüğünün firmanıza devrinden sonra bankamıza ipotek edeceğinize dair taahhütname verin!” Bu çözüm, ‘ileri demokrasilerde’ çarenin tükenmediğini gösteren en somut örnek olur, Çalık yetkilileri bu teklifi “elbette” diyerek karşılarlar. Böylece “doğmamış çocuğa don biçilir”, daha henüz ortada olmayan, bir bakıma hayali teminat, banka yönetimi tarafından gerçek teminatmış gibi değer görür ve bu formülasyon, bankacılık tarihinde bir ilk olur.

MAN ADASI, MALTA ADASI VE PATAGONYA

Böylece;

Bir kamu malı olan ATV ve Sabah Gazetesi varlığının % 68’lik bedeli, yine kamu malı olan bankalardan alınan 750 milyon USD tutarındaki kredi ile ödenir. Henüz yasal sahibi olmadığınız bir varlığın teminat olarak gösterilmesi ve bunun kamu denetim kurumlarınca “kabul” görmesi, tarihimizde ve belki de yeryüzünde (Man Adası, Malta Adası ve Patagonya hariç) yine bir ilk olarak tarihe geçer.

Bankacılarımız ilklere imza atmaya başlamışlardır bir kere; Zarrab’a değin devam ederler…

Bütün bu meşakkatli-yorucu süreçten sonra, anasının Kadir Gecesinde doğurduğu, her tuttuğu altın olan damat Berat Beyin genel müdürlük yaptığı Çalık Grubu, bir kamu bankasından alınan “krediyle”, bir kamu malına [ATV-Sabah], “alnının teriyle” sahip olur.

Bu nedenle basında; “müdür de, kredi de Vakıfbank’tan” başlıklı haberlerle birlikte, “çayın taşıyla çayın kuşunu vurmuşlar” mealinde yazı, makale ve yorumlar yapılır.

DOKUNAN YANAR!
750 milyon dolar kredi, bankalar için bile çok büyük paradır… Konu, basınımızda “haber” olur olmasına ama “dokunan yandığından” daha çok fısıltı düzeyinde konuşulur. Üzerine gidil(e)mez ve kapanır. Ve bir kişi çıkar, “yahu ne oluyor?” diyerek, vicdanı sızlayarak, “tüyü bitmedik yetimin hakkını yedirmeyeceğiz, Türkiye’de yargıçlar var” diyerek, yargıyı güvence sayarak, TMMM’de soru önergesi verir, bir kişi de (Murtaza DEMİR) savcılığa suç duyurusunda bulunur.
Bunun üzerine soruşturma başlar.

Yargıya başvuran vatandaş Murtaza; dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, Bakanlar Kurulunun ilgili üyeleri, Bankanın genel müdürü, kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı hakkında, özetle şu iddiada bulunur:

“Satın alınan ATV-Sabah Grubu da, satın alma karşılığında ödenen maddi bedel de kamunundur. Ancak grup şimdi başbakanımızın damadı Berat Albayrak’ın hem ortağı ve hem de genel müdür olduğu Çalık Grubuna geçmiştir. Bu alışveriş işleminde nepotizm (akraba kayırmacılığı) vardır. Kamunun malına kamunun parasıyla sahip olunmuştur. Böyle bir kredilendirme ilişkisi asla kabul edilmemelidir. Bu nedenle iddia soruşturulmalı ve suçlular cezalandırılmalıdır.”

Yargı olayı ciddiyetle ele alır ancak yürütmenin engelleriyle karşılaşır. Örneğin, Savcılık ihbarından sonra, konunun soruşturulması için Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Mutalip Ünal’ın teklifi ve Başbakanın “Oluruyla” 01.09.2009 tarihinde özel bir inceleme komisyonu kurulur. Başbakandan “olur” alan Mutalip Ünal, söz konusu “oluru” almasından 8 gün sonra 09.09.2009 tarihli ve 2009/15435 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla daha iyi bir pozisyon olan BDDK üyeliğine atanır.
Komisyon, verdiği raporda; “suç duyurusunda bulunulmasını gerektirecek bir hususun bulunmadığı” sonucuna varır. Bir bakıma, “işlemlerin kitabına uygun olduğunu”, iddia ederek, savcılığa, “soruşturma açmana izin vermiyorum” der.

Komisyonun verdiği bu rapora dayanan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, 15.10.2009 gün ve 3385 sayılı kararını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Başsavcılık, ilgili yasa gereği “kovuşturmaya yer olmadığına” karar vermek zorunda kalır.

VE DANIŞTAY SÜRECİ BAŞLAR

Vatandaş Murtaza, Danıştay’a itirazda bulunur ve beklemeye başlar…

Yıllar yılları kovalar, neredeyse orta yaşıma gelmiştir…
Günlerden bir gün beklediğim haber gelir. “Nihayet” der; “nihayet adamları mahkûm ettirdim galiba” diye düşünür, zavallı saf vatandaş… Gelen zarfı heyecanla açar. O da ne; kararda; “Murtaza Demir’e ulaşılamadığı, duruşma davetine icabet etmediği (!) ve davanın düştüğü” yazmaktadır. Murtaza şaşkınlıktan küçük dilimi yutmak durumuna gelir. Gelir ama bu kumpas davaya daha da sarılmasının bir nedeni olur…

İtiraz eder… Yahu der; “nasıl olur ben buradayım, Türkiye’nin en çok okunan haber sitesinin köşe yazarıyım, adım attığımı biliyor, nefesimi dinliyorsunuz. Sürekli adliyelerde olan birini nasıl bulamazsınız?”

Der demesine ya, kimin umurunda!
Takip eder, koşar- koşuşturur ama ı-ıhh!

“Bir yurttaş olarak tüyü bitmedik yetimin ekmeğini çalanlardan hesap sorabilir miyim; burunlarından getirebilir miyim, yağmaladıkları alın terimizin bir bölümünü olsun kurtarabilir miyim” diyerek o gün, bu gün uğraşır… Yorulmuştur…

Murtaza dosyayı, dosya adaleti, adalet hukuku kovalar, birbirini arayıp dururlar. Yıllar yılları kovalar… “Yan yattı çamura battı, inek içti dağa kaçtı, dosyayı eline alanın eli yandı, eli yanan yere attı, odacı da dosyayı yerden toplayıp arşive attı!” derler…

“BEN BURADAYIM”

Yüksek Mahkemeye itirazında; “Ben buradayım, adresim mernis sisteminde kayıtlı, kırk yıldan buyana da adresim-telefonum hiç değişmedi” diyerek yaptığı itiraz, hukukçu dostunun iş bilirliği yüzünden kabul edilir ve dava bir kez daha sıfırdan başlar… “Ama tekrar harç yatıracaksın” derler. Tekrar harç yatırılır…

Her şey o kadar belli, o kadar usulsüz, o kadar yasa dışıdır ki, “hayır; rüşvet-kumpas, kayırma, iltimas, yasa dışılık yok” denilemez; anlaşılacağı üzere “var”da denilemez. “Bu kredi tam bir alçaklık belgesi, Türkiye bankacılık tarihinin en büyük yolsuzluğu” da denilemez. Korkulur! Hal böyle olunca talihsiz, zavallı dosya, arşive gidip-gelmekten bitap düşer, yaprakları sararır, dosyadaki kanıtların altı çizilmekten lime lime olur, yırtılır, tozlanır, çürür…

Dosyayı eline alan yere atıp kaçarı, sanırsınız dosya cüzamlı!
Zavallı cüzamlı dosya!!!

Sonuç mu? Vallahi halen haber-ucar yoktur! Dosyanın akıbeti Yemen Türküsüne benzedi; “Giden gelmiyor/ Acep nedendir…”

Davadan bir sonuç alınır mı; yargı sistemimizde yargıç kalmış mıdır, bunu zaman gösterecek. Ancak bir Murtaza’nın bir vardır; der ki; bir gün bu dünyadan göçüp-gitmeden önce bu dosyanın hikâyesini film yapan biri çıksa…

Adı bile düşünmüştür; Cüzzamlı Dosya!

****
Sonra:
‘Beyefendinin’, (!) ATV-Sabah varlığının satın alınmasını kastederek; “sıkıntıdayız, hallolacak bu iş” talimatını yerine getirmek üzere bir araya gelen AK müteahhitlerin ses kayıtları, Sadrazam Rüstem’e rahmet okutturacak büyüklükteki rüşvet çarkını gözler önüne serdi…

Yargı önüne çıkma ihtimaline karşı; “müfettişini, savcını, hâkimini, polisini kendin tayin et” alışkanlığı, 17 Aralık’ta başlamadı; çook öncesi var.

Yurttaş Murtaza, 2008’den 2017’ye uzanan süreçte, bunca meşakkatle kamuoyu ve siyaset dünyası bu açık usulsüzlükten hesap sorsun, hak ve hukukumuz gasp edilmesin, suçlular cezalandırılsın ister… Bu amaçla duyarlı olduklarını düşündüğü; Levent Gök, Atilla Kart, Hüseyin Aygün, İlhan Cihaner gibi hukukçu milletvekillerine gider… “Bu dava iktidarın yumuşak karnıdır, siz de ilgilenin, yol gösterin, soru önergesi verin, ‘böyle ihale mi olur’ deyin, kredilerin geri ödemesinin yapılıp, yapılmadığını, faiz oranını, kredi süresini sorun…” der, yardım ister…

Der ama “hak aşkına” yardımcı olan hukukçu dostuyla tek başına kalır. Her aşamada tekrar harç yatırır, usanmaz, üşenmez, masraftan kaçınmaz ama on yıllık sürece karşın bir sonuç alması da mümkün olamaz!
***
Dava bu aşamadadır… Gelelim ATV-Sabah’ın son durumuna.
Belli ki, esasında Çalık Grubuna aitmiş gibi gözüken ATV-Sabah varlığı, taa başından beri aslında Çalık’a değil, “dokunulamaz ilahlara” (!) aittir… İlahlar, ancak medyayla var olabileceğini, hırsızlığın, usulsüzlüğün medyayla karartılabileceğini, keza milletin de medya sayesinde ikna edilebileceğini fark etmiş, medya yatırımına yönelmiştir.

ATV-Sabah ihalesine girmek isteyenler, son anda neden vazgeçmişlerdir; nasıl olmuştur da hiçbir özel bankanın yanaşmadığı bunca büyük bir krediyi kamu bankaları karşılamak zorunda kalmıştır; onları zorlayan şartlar ve muktedir olanlar kim(ler)dir?

Yine belli ki, Çalık Grubu emanetçidir. Çalık’ın emanetçisi olduğu ATV-Sabah Medya Grubu, yeniden satışa çıkar. “Ortak kasa” olarak bilinen Binali Yıldırım, 21 Ağustos 2013 tarihinde söz konusu medya grubunun “istenilen kişilere” iade edilmesini sağlamak üzere “Beyefendinin” talimatını ‘AK müteahhitlere’ bildirir ve ATV-Sabah’ın satın alınması için havuz oluşturulmasını ister.

Kalyon Grup, ATV- Sabah’ı satın almak için Zirve Holding AŞ’yi kurar. Bu işadamları şimdiki başbakan Binali Yıldırım’la Ankara Ahlatlıbelde buluşur. İşadamlarının oluşturduğu 630 milyon dolarlık havuzun, 200 milyon dolarlık kısmının, Türkiye Ziraat Bankası kredisiyle karşılanması kararlaştırılır ve karar AKP’nin vazgeçilemezlerinden olan Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın’a bildirilir.

İşte bu hırsızlık havuzu, ATV-SABAH’ı Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen’nin de ortakları arasında olan Zirve Holding’e peşkeş çeker…

Sonuç; kamu bankalarının Çalık Grubuna verdiği kredinin onaylanmasından (17.04.2008) bugüne yaklaşık on yıl geçti ve ben halen Sinop’lu Diyojen misali adalet bekliyorum ama gelmiyor, gelmeyecek de…
***
Halimiz, pürmelâlimiz, yargımız bu haldeyken Sn. Kılçdaroğlu bu belgeleri yargıya götürürse sonuç ne olur? Ya yukarıdaki hikâyede olduğu gibi zamana bırakılır, ya da bir “cesur savcı” çıkar, kovuşturmaya yer olmadığına karar vererek, bu skandal usulsüzlüğü aklayarak Erdoğan’ın elini daha da güçlendirir…

“Selam verdim, rüşvet değildür deyu almadılar…” Fuzuli

Kaynak;30.11.2017..Murtaza DEMİR..

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

 Süleyman Soylu bu görüntüler hakkında ne diyecek? İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, 2011 yılında Fethullah Gülen ve cemaatini övdüğü görüntüler ortaya çıktı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 2011 yılında Cemaat'in faaliyetlerini askıya almasını söyleyen ...
CHP’den İçişleri Bakanı Soylu’ya ÇOK AĞIR YANIT! CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik sözlerini değerlendirerek, “Bulunduğu makam tehdit edecek, ...
Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin İçişleri Bakanlığı kararıyla görevden alınmasından sonra Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’den müfettiş açıklaması geldi. Gürün, hiçbir şikayet olmamasına rağmen İçişleri Bakanlığı’ndan 2 müfettişin denetim ...
Kılıçdaroğlu'nu tehdit eden Soylu'ya CHP'den jet yanıt CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dekont iddialarına tepki gösteren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Kılıçdaroğlu, senin aklın gibi, ipin de çürüktür. Kılıçdaroğlu, sana açık açık ...
Kılıçdaroğlu’ndan çok sert Battal İlgezdi tepkisi: İhanet yaftasını boyunlarına asacağım… CHP'li Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin görevinden uzaklaştırılmasına çok sert tepki veren Kılıçdaroğlu "İhanet yaftasını boyunlarına asacağım... Bana hesap mı soracaksın, ...
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) İstanbul’da buluşacak. CHP MYK ATAŞEHİR İÇİN TOPLANIYOR CHP MYK üyeleri cumartesi günü saat 12.00’de İstanbul Ataşehir’de buluşarak yol haritasını çıkaracak. Toplantıya CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da katılacak. MYK ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.
Son Yorumlar

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.