SON DAKİKA
Şinasi Karaca
Şinasi Karaca
» Diğer Yazıları
Takip Et!
7 Eylül 2019

”Kendi cellatlarını yetiştiren kadınlar,İslam öncesi Türk kadını”

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
”Kendi cellatlarını yetiştiren kadınlar,İslam öncesi Türk kadını”

Köşe YazılarıKültür & Sanat - 7 Eylül 2019 15:01

Şinasi KARACA

”Kendi cellatlarını yetiştiren kadınlar”

Derken durur dururken kadınlarımız neden kendi cellatlarını yetiştiriyor!.Almış olduğu kültür ve inançtan doğan asırlardır bilinç altında yaşamış büyüklerinin mirası diye biliriz..

Bu konu hakkında Müslüman olmadan önce, Türk kadınlarının yaşamı ve erkeklerle kendileri  arasında ki bağ ve yaşam şartlarını az da olsa tarihten aldığımız bilgilerle anlatmaya çalışacağız..

Müslüman olmadan önce Türk kadını!.Müslüman olduktan sonra Türk kadını.Nereden nereye gelindiğini özetlemeye çalışacağız..

 İSLAM ÖNCESİ TÜRKLERDE KADININ YERİ”  

türk kızı müslüman olmadan önce özgürdü

 

Eski Türk toplumlarında aile en önemli sosyal birlik olduğundan, ailenin temelini teşkil eden kadın, Türk destanlarında ve Türk felsefesinde öyle yüce bir mertebeye kurulmuştur ki kadını öylesine yüce bir varlık haline getiren töreye ve kültüre hayran olmamanın imkanı yoktur.

Kadın, erkeğin biricik yoldaşı ve çocuklarının anası olmak gibi önemli bir vazifeyle görevlendirilmiştir. Daha da önemlisi Türk Milletinin tek bereket kaynağıdır. Kendisine verilen bir takım haklardan dolayı hanların, hakanların, cengaverlerin önünde saygıyla eğildikleri bir şeref abidesidir.

Türk destanlarında kadın ilahi bir varlık konumuna gelmiştir. Öyle ki erişilip dokunulması, koklanması, kısaca beş duyuyla algılanmasının imkanı yoktur. Yaratılış Destanında, Allah’a insanları ve dünyayı yaratması için fikir ve ilham veren “Ak Ana” adında bir kadındır.

Oğuz Kağan’ın ilk karısı, karanlığı yararak, gökten inen mavi bir ışıktan, ikinci karısı ise kutsal bir ağaçtan doğmuş insanüstü varlıklardır. Yakutlarda “Ak Oğlan” ağacın içinden çıkan nurlu bir kadın tarafından emzirilmiştir. İlk Türk yazıtlarından olan Bilge Kağan kitabesinde Kağan: “Sizler anam hatun, büyük annelerim, hala ve teyzelerim, prenseslerim…” hitabıyla söze başlar.

En eski Türk inancına göre, “Han ile Hatun” gök ile yerin evlatlarıdır. Kadın burada yedinci kat göktedir. Kadına, böylesine bir kutsallık veren törede kadının dövülmesinin, horlanmasının imkanı yoktur. Zaten Türk kültüründe ve destanlarında böyle bir durum göze çarpmamaktadır. Türk destanlarında kadın erkeğin daima yanındadır. Onların güç ve ilham kaynağıdır.

Dede Korkut hikayelerinden olan “Deli Dumrul”da, Dumrul canının yerine can bulma çabasına girince bunu kadınından bulmuş, kadın ona hiç çekinmeden canını vereceğini söylemiştir. Yine Türk kültüründe destan kahramanları iyi ata binen, iyi kılıç kullanan, iyi savaşan kadınlarla evlenmek istemektedir. Nitekim, Dede Korkut’taki Bamsı Beyrek hikayesinde yer alan “Banu Çiçek” bunun en güzel misalidir.

Kırgızların Manas Destanında kadın, evin namusunun koruyucusudur. Kazaklarda kadına verilen değer şu atasözüyle ne güzel anlatılmıştır: “Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik ise kadındır.”

Tüm Türk destanlarında sarsılmaz bir saygı, sevgi ve sadakat vardır. Gerdeğe girdiği gün murad alıp vermeden yalnız kalan kadın kocası ölünceye kadar onu bekleyeceğine ve üzerine bir erkek sinek bile kondurmayacağına ant içerdi. Kadınların savaşta düşmanın eline geçmesi büyük bir zillet sayılırdı. Oğuz Kağan Destanında ırza tecavüz edenlerin öldürüldüğü veya gözlerine mil çekildiği ifade edilmektedir.

İranlı bir tarihçi olan Gerdizi de “Malumdur ki Türk kadınları çok iffetlidirler.” derken Türk kadınının ahlaki temizliğini övmektedir. Bu övgü boşuna değildir. Nitekim kadın adları arasında temiz, faziletli manasına gelen “Hun, Sabir, Arig, Arık, Uygur Silink, Kazan Silu” gibi adların bulunması sebepsiz değildir.

Aynı şekilde İbni Batuta Şehnamesi’nde Kırım’daki hatıralarını anlatırken söyle demektedir. “Burada tuhaf bir hale şahit oldum ki o da Türklerin kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınların kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür.”

 

eski türk kadın ve erkek

İslamiyet öncesi Türk toplumlarında kadınsız bir iş görülmezdi. Kadın erkeğin tamamlayıcısıydı. O sürekli erkeğin yanındaydı. Hakanın buyrukları yalnız “Hakan buyuruyor ki” ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi. Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu.

Tören ve şölenlerde kadın, hakanın solunda oturur siyasi ve idari konumlardaki görüşlerini beyan ederdi. Mesela büyük Hun İmparatorluğu adına Çin ile ilk barış antlaşmasını Mete Han’ın hatunu imzalamıştır.

Ebul Gazi Bahadır Han, Şecere-i Terakimede, Oğuz ilinde, yedi kızın uzun yıllar beylik yaptığını anlatmakta ve bu kızların isimlerini şöyle sıralamaktadır: “Boyu Uzun Burla, Barçın, Salur, Şabatı Hatun, Künin Körkli, Kerçe Buladı, Kuğatlı Hanım.”

türk arap

Türk kadını, diğer toplumlarda olduğu gibi baskı altında tutulmuyor, aşağılanmıyordu. Kadının yüceliği Altay Dağlarının en yüksek tepesine “Kadınbaşı” ismi verilerek, sanki çağlar sonrasına bir mesaj gibidir.

İslam öncesi Türk topluluklarında kadına böyle bir bakış açısı var iken, Türk toplumu dışında kalan milletlerde kadının durumu acınacak bir haldedir.

Devam edecek.

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Şinasi KARACA ”Kendi cellatlarını yetiştiren kadınlar” Derken durur dururken kadınlarımız neden kendi cellatlarını yetiştiriyor!.Almış olduğu kültür ve inançtan doğan asırlardır bilinç altında yaşamış büyüklerinin mirası diye biliriz.. Bu konu hakkında Müslüman olmadan önce, Türk kadınlarının ...
"MUHARREM ORUCU NASIL TUTULUR" (Alevilerin yüzde %99'unun kabul ettiği Genel Bilgiler) . -Akşam yatmadan önce niyet edilir.(Özellikle sahura kalkılmaz). Gün doğumu ile gün batımı arasındaki sürede hiç bir şey yenilmez ve içilmez. Güneş batınca Oruç ...
Ardahanda uzun yıllar sonra Sosyal Demokrat Belediyecilik iktidarını büyük farkla kazanan Cumhuriyet Halk Partinin Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir 30 Agustos'da   Bodrumda konser teklifini Ardahanlılara sorarak kabul eden başkan Konserden ...
"Alevilikte Kurban Bayramı Yok mu?" Bazı kimseler Alevi inancında kurban bayramı olmadığını iddia ediyorlar. Bu iddiaların sahipleri Aleviliği yaşamayan, Aleviliğin erkanlarını, ritüel ve ibadetlerini kabul etmeyen, kendi şahsi düşünce ve fikirlerini Alevilik ...
"HAYVAN KESMEYE HAYIR BAYRAMA EVET" R. İhsan Eliaçık Kurban ne anlama geliyor? Kurban Bayramından ne anlamamız lazım? Gurbân (kurban) kelimesi yakınlaşmak demektir; aynı zamanda, yumuşak g (ğ) ile söylendiğinde, ğarip (garip), ğurebâ (gureba) aynı ...
"KURBAN HAYVAN KASIP ET YEMEK DEGILDIR" Kurban Bayramı İnsanlığın Kurtuluş Bayramıdır Kurban bayramının taşıdığı mana sadece hayvan kesip et yemek değildir. Kurban bayramı, özü itibariyle insanlığın kurtuluş bayramıdır. Kurban bayramı ile insan kurban ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.