SON DAKİKA
Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
4 Mayıs 2020

“ALEVİLİĞE KIYARSANIZ, TÜRKİYE’YE KIYARSINIZ!”

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“ALEVİLİĞE KIYARSANIZ, TÜRKİYE’YE KIYARSINIZ!”

GündemUlusal - 4 Mayıs 2020 16:44

ALEVİLİĞE KIYARSANIZ, TÜRKİYE’YE KIYARSINIZ!

‘NEDEN EŞİTLİĞE VE KARDEŞLİĞE KARŞIYIZ?’

TÜRKİYE’DE ALEVİLİĞİ HEDEF ALAN KÜLTÜR KATLİAMI GERÇEĞİ

“ALEVİ VARDIR AMA HAKKI-HUKUKU YOKTUR” DİYORLAR…

Dini, ticari ürün haline getiren Sünni ulema: 

”Cemevi yoktur, ibadethane değildir, cemevi tarihte de yoktu”

derken, Alevi camiasına dönüp;

“Nerede ibadet edersiniz, o mekâna ne ad verirsiniz”

demeye dahi tenezzül etmiyor.

Peki, ne diyor:

”Ya Sünnileşirsiniz, ya da sığıntıdan beter yaşam şartlarınıza razı olursunuz!”

Türkiye’de Aleviliği hedef alan kültür katliamı gerçeği böyle…

Ülke, Aleviler için (ve elbette demokratlar için) açık cezaevine evriliyor!

“Yahu etmeyin eylemeyin, biz kendimizi bileli hep cemevinde ibadet ederiz, hangi mekân uygunsa orada bir araya gelir, yaratıcıya dua eder, o mekâna cemevi deriz, işte 800 yıllık cemevimizin resmi burada, buyurun inceleyin, karbon testi yaptırın, uzman getirin” desek de…

CEHALETE YATIRIM YAPILIYOR

Nafile…

Dinlemiyorlar…

”Kimin nasıl inandığı veya inanmadığı ancak kendisini ilgilendirir, çünkü yaradana karşı sorumlu olan kişinin kendisidir. Oysa biz Alevilerin yerine geçtik, soruları kendimiz sorduk, yanıtladık, karar verdik, yanlış yaptık-özür dileriz” 

demelerini isterdik ama gördük ki, böyle bir beklentinin ihtimali dahi yoktur.

Endişeliyiz; büyük müşküllerimiz var… Endişemiz; geleneğimizin, itikadımızın kaybı, Yaratıcıya yüklediğimiz sorumluluğun dogmadan arî oluşu ya da salt o boyuttan kaynaklı değil. Belki bir yanıyla o türden endişelerimiz de var ama esas büyük sorun yönetsel ve yaşamsal!

Okullar İmam Hatip’e-medreseye çevriliyor, cehalete yatırım yapılıyor!

Ülkemdeki kültür katliamı akıldışı bir noktaya geldi. Öyle bir anlayış ki, salt Aleviliğe değil antik dönemlere, coğrafyamızın önceki din, dil, kültür mirasına dair ne varsa hepsine düşmanlık güdülüyor, yok ediliyor, izler siliniyor. Bu süreçte ise geriye kalan ve tek farlılık vasfı taşıyan Aleviliğe kastediliyor. Bir tarih, bir renk, bin yılların ötesinden bedel ödenerek getirilen Alevi külliyatı yerine Vahabi-Selefi din ve yaşam anlayışı ikame ediliyor!

Devleti, hükümeti, belediyesiyle koca bir devlet Aleviliğe çullanıyor, insanı ve Hakk’ı önceleyen, “Benim Kâbe’m insandır, 72 millete aynı nazarla bakarım, din dil ırk renk farkı gözetmem” diyen bu dini anlayışa etmediğini bırakmıyor. Tıpkı daha önce katledilen ve artık yaşamayan diğer antik dinler, kültürler ve aidiyetler gibi… Öyle sinsi, ahlaksız, ilkel ve acımasızlar ki, gönül gözü olanlar görüyor ama çaresizce izlemekten öteye geçemiyor.

KAZANIMLARIMIZI NEREDEYSE UNUTTUK

Diyanet, ilahiyat, Ensar, zorunlu din dersleri, kuran-siyer, ramazan, kutlu doğum, imam hatip, cami, davul, iftar çadırı, mescit derken, sosyal yaşam ve modernite nefessiz kalıyor, “Dini yalan ve riya” tüm yaşama egemen oluyor… Sosyal hayata, okumaya, kent bilincine, sanata, tiyatroya, felsefe ve ahlaka dair sinek kanadını ırgalamıyor.

Elinde Kuran dilinde yalan…

Ahlaki, kültürel ve insani olarak da yoksullaşıyor, çoraklaşıyoruz. Devlet, kendi kabulünden, mezhebinden, sürü ve şükür kültüründen gayrisine nefes aldırmıyor. Elinde Kuran dilinde yalan, “Domuz etini haram, kul hakkı helal” diyen garip,eksantrik, ahlak ve medeniyetten ari Vahhabilik, devlet zoruyla, eğitim yoluyla, iş ve aş korkusuyla bünyemize zerk ediliyor…

Öyle sarıldık ve zapturapt altına alındık ki…

Dünkü kazanımlarımızı neredeyse unuttuk! İstiklal Caddesinde, Kadıköy, Beşiktaş ve benzeri yerleşkelerde, Kızılay’da, Yüksel Caddesi’nde sırayla kitapçılar, gazete büfeleri olur, kent meydanları sosyal aktivitelerle dolup taşar, farklı renklerde, farklı dilleri konuşan kültür insanlarına rastlanırdı. İnsanlar öbek öbek oturup iki tek atar, Türkiye ve dünya meseleleri üzerine sohbet ederdi. Sosyal iklim böyle olduğunda Alevilik nefes alır, bir farklı renk olarak yaşam şansı bulurdu.

HİZMET İSTERSEN OY DA VERMEK ZORUNDASIN…

Siyasal İslam’ın tasallutu, sosyal yaşamla birlikte Aleviliği de nefessiz bıraktı…  

Açtık, yoksulduk ama gizli-saklı da olsa inancımızı-itikadımızı yaşıyor, direnebiliyor, bunca ayrımcılığı tahayyül bile etmiyorduk. Birliğimiz dirliğimiz kaimdi. Hakk’ı, hukuku, zalimi, mazlumu tanır, kötüye-kıyıcıya lanet eder, biat edeni, ajanı, işbirlikçiyi aramıza almazdık. Kente geldik, ekmek de bulduk ama sopa ve havuç misali fena halde kuşatıldık ve kaçacak yerimiz kalmadı.

“Teslim olun, bize benzeyin, biat edin… Aksi halde iş, ekmek, özgürlük yok” diyorlar!

Ne yapacağız; kime gideceğiz?

  • Yargıç sınavında birinci olan kızımızı mesleğe almıyorlar.
  • KPSS’da mülakata giren çocuğumuza, “Oruç tutar mısın” 
  • Kamudaki memur hısmımıza, “Neden namaz kılmıyorsun”
  • Alevi köyü muhtarına, “Yol yaparız ama cami de yaparız, hizmet istersen oy da vermek zorundasın” diyorlar!
  • Okul dersen başka bir zulüm:

“Camiye gidecek, namaz kılacak, Arapça sure ezberleyecek, din dersinden iyi not alacaksın ki, okul puanın yüksek olsun…”

  • Duvarları yükseltiyor, koca memleketi açık cezaevine çeviriyorlar.

Ülkenin vicdanına ve sağduyusuna sesleniyorum:

Bu durum adil ve sürdürülebilir değildir efendiler!

KARDEŞLİĞE NEDEN KARŞIYIZ

Aleviliğe kıyarsanız, Türkiye’ye kıyarsınız. Renkleri soldurmuş, bütün ülkeyi siyaha boyamış olursunuz… Böyle bir ülkede yaşanmaz ve yaşam sizin için de zehir olur! Anlatabiliyor muyum? Eğer anlatamıyorsam, kafanızı kaldırıp İslam ülkelerine bakın, sorgulayın;

“Bunca caminin, mezhebin, Haccın-umrenin, hoca, şeyh, medrese, imam okulunun olduğu İslam ülkelerindeki insanlar, ülkelerini bırakıp neden camisi olmayan Hıristiyan ülkelerine kaçıyorlar?”

Çünkü Avrupa medeniyetinde; adalet ve özgürlük var değil mi? O halde bu hakları neden kendi ülkemizde de istemiyor, istemeyen anlayışları destekliyoruz? Neden eşitliğe ve kardeşliğe karşıyız?

Dostlar; Alevilik bozkırda ve sadece demokratik ortamlarda açan gül gibidir, demokrasi Aleviliğin oksijenidir, yağmur sonrasının gökkuşağıdır, barıştır, Pir Sultan’dır, Hace Bektaş, Mevlana, Yunus’tur, İbn-i Haldun’dur… Medeniyete, aydınlığa, insanlığa açılan kapının anahtarıdır. Laikliğin, demokrasinin, kadın erkek eşitliğinin modern Türkiye tasavvurunun en değerli potansiyelidir.

Ama soluyor… Rengini kaybediyor, asimile olup-aynileşiyor, içerden-dışarıdan pazarlanıyor, küçük ve alçakça heveslere kurban ediliyor, içi boşaltılıyor ve hilelerle kıyım kıyım kıyılıyor!

Veya, bu videoda olduğu gibi gidip yaşayacak başka mecralar arıyor ve Avusturyalı spikerin, “Yüzyıllardır bulamadıkları huzuru Avusturya’da buldular” yorumuna muhatap oluyor.

Ne olur kıymayın efendiler!

Kaynak: Cafemedyam..Murtaza Demir..odatv.com

Şinasi KARACA. saskara-sinasi@hotmail.com

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

"ÇATIŞMALAR ÜZERİNDEN HAK VE HAKİKATİ YOK EDEMEZSİNİZ" Sevgili canlar; ekonomik ve siyasi çatışmalar, yoksulluk, ayrımcılık ve şiddet kitleleri kontrol etmek için planlanan birer sosyolojik kaynak haline getirildi, bu kaynaklar tek bir ...
"Kız çocuklarını vicdansızlıklardan koruyalım" Hedeflerinde kız çocukları var. İstiyorlar ki, hayatın dışında kalsınlar. Erkeklerle aynı haklara sahip olmasınlar. O yüzden önce “kız çocuklarını okula göndermeyin” diye vaaz eden şeyhleri duyduk. Ferdi çıkışlar değil, gericiliğin sözcülüğünü ...
"Değerli Erenler, Canlar!" Biz Aleviler kadimden beri var olan bu yolun, erkanın özüyle yaşayıp, yaşatılması yönünde yol hizmeti yapanlar olarak kendimize Nesimi’nin “Ey Nesimi Can Nesimi bil ki halk aynındadır. Onca ...
"Türkiye'nin Demokrasi Raporu: Toplumun yarısı yargıya güvenmiyor" DDA, 266 bin 993 kişiyle görüşülerek hazırlanan Türkiye’de Demokrasi Raporu’nu yayınladı. Rapora göre her 2 kişiden biri seçimlerin adil şekilde gerçekleştiğine inanmıyor, her 6 ...
"İslam’da Bayramların Yeri" Bayram esasında dini değil; sosyolojik bir gün. Kur’an-ı Kerim’de ne Ramazan Bayramı ne de Kurban Bayramı geçmez. Bayram kutlamak, bayramları icra etmek, uygulamak sosyolojik bir olaydır. Yani bayram ...
"KİRLETİLMİŞ SÖZCÜKLER" Geçen hafta “Sözcükler de kirlenir” diye başlamıştık söze. Kirletilmiş sözcüklerle doludur dilimiz. Tarihsel süreç içinde kimlik değiştirmiş sözcüklerimizden biri de “ülkü”dür… Bir dönem “idea” karşılığı kullanılan çok saygın bir sözcüktü. ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.