SON DAKİKA
Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
10 Ocak 2018

“DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KALDIRILMALIDIR!”

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KALDIRILMALIDIR!”

GündemUlusal - 10 Ocak 2018 22:45

“DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI KALDIRILMALIDIR!”

30 yıldan buyana yazıyorum ama muhataplarımdan makul bir yanıt alamıyorum. Sadece küfür, hakaret, tehdit, mahkeme… O halde yılgınlık yok, yazmaya devam…

Neyse… Bunu geçelim ve bir soruyla başlayalım: Üretime, ekmeğe, emeğe, ahlaka, adalete hiçbir katkısı olmadığı halde, sayılamayacak kadar zararı olan DİB’i neden sırtımızda taşıyor, kazancımıza ortak ediyoruz: Fetöler, Kaplancılar, Derviş Vahdetiler yetiştirsin diye mi?

Bu yazı; çocuk tecavüzü, kadın cinayeti gibi ahlaki konularda sessiz kalan, ancak “kızlar için bulûğ çağı, 9 yaş olarak belirlendi” diyerek, kız çocuklarının 9 yaşında evlenebileceğini ima ederek, bir anlamda sübyancılığı teşvik eden Diyanet İşleri Başkanlığının (DİB) siyasal, toplumsal ve ulusal anlamda zararlarını deşifre etmek üzere kaleme alındı.

Ben artık; “din kurumunda böyle olumsuzluk olur mu kardeşim” gibi aptalca soruları maksatlı ve gereksiz buluyorum: olur kardeşim, din, devlet hazinesine yaslanır, nemalanma-yağmalama alanı haline gelirse, oradan işte böyle Fetöcü de çıkar, “ben şer-i mahkemede yargılanmak istiyorum, şeriatta çocuk evliliği mubah” diyen sübyancı da…

DİB, TOPLUMSAL HAYATI ZEHİRLEMEKTEDİR
DİB eski başkanı Bardakoğlu; “toplumda dine yönelim arttıkça ahlaksızlık katsayısı da artıyor” diyor. Haklı ama bu sonuca katkı yapanlardan biri de kendisi değil mi? Doğrusu şudur; iktidarlara yaslanmayı ve haramı meşrulaştırmayı bir tür “ibadete” dönüştüren DİB’de mevzilenen dinciler, para-pul safahat içinde yüzer olmuştur.

Ahlaksızlık katsayısına duçar olmamızın en büyük sorumlusu DİB’dır… Ancak göz ardı edilmemesi gereken şey, bu sonuç DİB’nın uygulamalarının değil, laik devlet içinde böyle bir kurumun beslenip-büyütülmesinin ve devletle iç içe geçmesinin tabii sonucudur…

Bu garabetten kurutulmak için Türkiye’nin önünde iki yol bulunmaktadır;
1- Ya demokratik, laik, ahlak temelli, aklı ve bilimi önceleyen toplum,
2- Ya da DİB’ı ve siyasi iktidar çevresinde yuvalanan din tacirlerini ihya etmeyi sürdürerek, mezhep savaşları ve emperyalizmin postalları altında inleyen, onlara el açıp dilenen tipik bir İslam ülkesi olacağız…
Bu özet nedenlerle DİB yetkililerinde eğer bir nebze yürek, vatan sevgisi ve cesaret varsa, konuyu istedikleri yerde tartışmaya, halkımıza ve demokratik kitle örgütlerine ise bu kurumun kaldırılması için kampanya başlatmaya davet ediyorum.

***
Diyanet neden kalkmalı, Diyanet’in yerine nasıl bir anlayış ikame edilmeli?
Öncelikle şunu bilelim; bizim gibi inanç ihtiyacını kamu bütçesinden finanse edip, refaha ve medeniyete ulaşan, iç barışı sağlayıp dışa dönen bir ülke yoktur. Bu bir, iki; Anayasa’na “laik devlet” yazıp, dini, daha doğrusu bir mezhebi kamu kaynaklarından finanse eden bir ülke de yoktur.
Laikler, Aleviler, aydınlar Diyanet’e verilen bütçeye; “haram olsun, vermeyin bizim paramızı kardeşim” dedikleri halde inancını haramla harmanlamayı sürdüren, sonra da “ben inançlıyım” diyerek şişinen başka bir toplum da yoktur…

2009 yılında bir avuç arkadaşımla ABD Ankara Büyükelçiliğinin önüne gitmiş, “ey ABD kucak açıp beslediğin Fetö’nün ajanınız olduğunu, adınıza çalıştığını biliyoruz. Hem Türkiye’yle müttefik olduğunu söylüyor, hem de Fetö örgütü aracılığıyla altımızı oyuyorsun” dediğim için başıma gelmeyen iş, aleyhime açılmayan dava kalmamıştı. İşte şimdi de çok açık söylüyor ve tarihi tanık göstererek şuraya da yazıyorum: ülkem, bu DİB ve din anlayışıyla asla iflah olmayacak, tasfiye edilmemesi halinde sürekli “beka sorunu” yaşayacaktır!

ATATÜRK KURDU AMA SEN KURULUŞ AMACINA İHANET ETTİN!..
DİB’ı Atatürk kurdu ama “medeniyet karşıtlığını örgütle, sapkınlık merkezi ol, Fetöler, Ensarlar, Kaplanlar, Cübbeliler, Süleymancılar yetiştir, tüyü bitmedik yetimin hakkını bu medeniyet ve insanlık düşmanlarına peşkeş çek, cami ve müftülükleri parti ve iftira merkezleri gibi çalıştır” demediği gibi… Okul sayısından fazla cami yap, hepsine imam-müezzin ata, maaş bağla, yan gelip yatsın, sapık cinsel yönelimlere başvursun, besili boğa gibi milletin ırzına saldırsın, cumhuriyetin altını oysunlar da demedi ki…

Kurucu irade DİB’nı; “… laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışmayı ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir” şeklinde tanımladı…

Bu tanıma göre DİB, çağdaşlaşmaya engel olan din dışı hurafelerin, gelenek ve alışkanlıkların yeniden filizlenmesini, ülkenin muasır medeniyet hedefini ve yönelimini değiştirmeyi amaç edinen dini örgütlenme faaliyetlerini engelleyecek, cumhuriyet değerlerinin ve laiklik ilkesinin korunması konusunda çaba gösterecekti.

AMACINDAN SAVRULDU
“Laiklik ilkesi, milletçe dayanışma ve bütünleşme” gibi sorumluluklarını yerine getirmesi gereken, bunca paramızı tüketen DİB’nın dini önerilerine bakın: “Babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur.” “Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir.” Şu kepazeliğe bakın sanki inanç merkezi değil, porno merkezi!

Devam ediyor…
“Türkçede geniş zaman için kullanılan ‘boşarım’ sözü bu nitelikte olmayıp boşama tehdidi anlamına gelir. Dolayısıyla bu sözle boşama meydana gelmez. Boşama, kişinin eşine söylediği ‘Boşsun, boş ol, boşadım veya karım boştur’ gibi boşama iradesini ortaya koyan şimdiki veya geçmiş zamanlı ifadelerle ya da mahkemenin kararıyla gerçekleşir.”

Yılbaşı eğlenceleri için; “… bunlar kültürel tahribata yol açmaktadır. Başka kültürlerin adetlerini taklitlerden kaçınalım.” Ve dahası…

DİB’in, kendisine tevcih edilen görevlerden kaçındığı, medeni yasanın yargıya verdiği yetkiyi gasp ederek Anayasa suçu işlediği, doğası, meşrebi, dünyevi menfaatleri gereği ve kuruluş nedeninin aksine İslami bir devlet-toplum istediği, bu amaç için elinden geleni geri koymadığı bilinmektedir. Yani DİB, milletin parasıyla ülkenin ve milletin aleyhine çalışmaktadır.

Diyanet; milletin mahreminden ve apış arasından çıkmalı… Hayatımızdan çekilmeli! Cumhuriyet değerlerini korumakla görevli olan cumhuriyet savcıları bu yazıyı ihbar kabul edip, DİB yöneticileri hakkında harekete geçmelidir…
ZARARLARI SAYILAMAYACAK ÖLÇÜDE
DİB; bütçesi ve kadro sayısı itibariyle, şehir, kasaba, köy, mahalle, garnizon, site ve tüm yaşam alanlarında örgütlenerek, dolaylı ve direkt olarak toplumsal yaşamı ve sokağı teslim almıştır. Toplumu, önce demokrasi ve laiklik aleyhine yönlendirmiş, sonra, dikte edici bir konuma ulaşmış; kadınlarımızın, okullarımızın, kentlerimizin çehresi değişmiştir.
Mezhepçilik, bölücülük, kadın cinayeti, çocuk tecavüzü, cehalet ve fitne artmıştır!

Din; “oruç tutar gibi, namaz kılar gibi yapayım; camide müdürümle göz göze geleyim; hacda- umrede bakanıma görüneyim, dindar görünüp vurgun yapayım, ihale alayım, bürokraside yükselip daha çok çalayım” araçsallığına dönüşmüştür. Din yerine ikame edilen bu bataklık, siyasetin, rüşvetin, bürokraside kıdem ve mevki kazanmanın aracı haline getirilmiş, ahlaki değerlerin üstü örtülmüş; rüşvet, haram, iltimas, ayırımcılık gibi ayıplı kavramlar, toplumsal yaşamda “mubah” hale getirilmiştir.

DİB’nın 100 binin üzerine çıkan kadrosu, yüz binlerce gayrı menkulü, görünürde sekiz milyar ama saklanan kısmıyla birlikte on milyarları çok geçen bütçe ayrılmaktadır. Dini vakıflara ve devletin diğer kurumları üzerinden din sektörüne ayrılan ödenekler bu bütçeye dâhil değildir.
Bu bütçesine karşın, gerek kuruluş ilkelerine, gerekse insanlığa, ahlaka ve iç barışa dair hiçbir katkısı olmayan DİB, sürekli ayrımcılık ve kötülük üretmekte, toplumun itirazına ve çok da haklı olarak “haram olsun” bedduasına muhatap olmaktadır.

Sosyal medyadan bir kardeşimizin yazdığı gibi; “yahu NASA’nın bütçesi 11 milyar, DİB’nın bütçesi 9 milyar. NASA bütün uzay bilgilerini derliyor, gezegenler keşfediyor, DİB ise, 9 yaşındaki kız çocuğunun evlenebileceğini ve hamile kalabileceğini keşfediyor”.

SOSYAL YAPIMIZ
Çağdaş ülkeler demokrasi ve çoğulculuğun temellerini laiklikle güçlendirirken, ülkemizi yönetenler eğitimi dinselleştirerek, ülke aleyhine çalışıyor. Toplum, laikliği evrensel anlamıyla değil, statükonun istediği şekilde; dindarlık mı, laiklik mi ikilemi çerçevesinde tartışıyor.

Bu yüzden Türkiye, ya siyasetin cami içindeki eli olan DİB ile okul içindeki eli olan zorunlu din eğitimini tasfiye ederek okulları camiye-medreseye çevirmekten vazgeçecek; ya da “dinciliği ve laikliği birlikte yaşatma” saçmalığını sürdürüp, kaotik bir İslam cumhuriyeti hedefine doğru koşmaya devam edecektir.

ÖNERİ: DİB’NIN YERİNE NASIL BİR ÖRGÜTLENME
Hem mevcut şartları yani statükoyu sürdürmek, hem de “çağdaş Türkiye hedefi ve AB standartları” mavalları okumak, dincilerin yaptığı bir göz boyamadır, ikiyüzlülüktür. Gerçek şu ki, artık AB hedefi, fanteziden ibarettir. Nesnel bir tahlil yapılması durumunda, AKP zihniyetinin, AB’nin demokratik normlarını değil, Şer-i ve İslami bir rejimi tercih ettiği, esasen AB değerlerine karşı olduğu halde istiyormuş rolü oynadığı anlaşılacaktır.

Örneğin AB Troykasının, Türkiye’nin AB üyeliğine itiraz etmesinin arka planına baktığımızda, bu güçlü ülkelerin saygın siyaset adamlarının temel gerekçeleri, ne ekonomi, ne serbest dolaşım, ne de başkasıdır. İtiraz, Türkiye’nin son süreçteki mezhepçi eğilimleridir.
Helmut Schmıdt’in itirazı, yoğun İslami radikalizmdir: “… Anadolu’da ve burada yaşayan Türk vatandaşlarımız arasında yeniden İslamileşme ve Atatürk tarafından uygulanmaya başlanan ve bugüne kadar ayakta tutulan reformların kaldırılması eğilimidir” demektedir. Jackques Chirac’ın Fransa’da baş gösteren türbanlı eğitim istemlerini değerlendirdiği, ‘laiklik’ başlıklı konuşması da aynı yöndedir; “… Tehlike, özel (ayrıcalık) istemleri, ortak kurumlardan üstün tutmayı arzu etmektir. Tehlike, bölünmedir, ayırımcılıktır, çatışmadır …”

DEVLET, DİNİ HAYATTAN ÇIKMALI, BÜTÇE AYIRMAMALIDIR
Biz, ‘devlet, dini hayattan çekilerek, din hizmetlerini sivil örgütlere bırakmalı, laik kriterlere uygun çaba içinde olup-olmamaları devlet organlarınca denetlenmelidir’ diyoruz. Laik ülkelerde yaygın uygulama; ibadethane cemaatini oluşturan bireylerden, kesilen aidatların ibadethaneye akması, masrafların bu bütçeyle karşılanması esasına dayalıdır. İlke ve prensip budur…

Talebimiz, aynı uygulamanın ülkemizde de ikame edilmesidir. Aksi halde din, her geçen gün siyasetin himmetine daha da muhtaç hale gelecektir. Böylece din, halk dini olmaktan çıkıp, bir tür devlet ve Diyanet dini haline gelecek, siyasallaşacak, paragöz olacaktır. Din adına sorumlu olduğunu iddia eden kişiler kirlenince, manevi alan da kirlenecek, adalet piyasaya düşecek, toplum; düne göre daha hırçın, mutsuz, kavgacı, hırsız, arsız, şiddet yanlısı hale gelecektir.
Önerdiğimiz sistemde, inancını kişisel masraf etmeye değer bulan insanlar bir araya gelecek, kurumsallaşacak ve ibadethanelerini inşa edeceklerdir. İbadethanenin bir bedeli olunca sadece ihtiyaç olan yerlere, ihtiyaç kadar cami, cemevi ya da kilise yapılacak; cami yapma yarışı ve din ticareti sona erecektir. İbadethanesini yapan yöre insanı, mekânın masraflarını kendisi karşılayacaktır.

“DİB kaldırılmalıdır” dediğimizde ilk söylenen; “her ibadethaneden bir illegal örgüt çıkar!” gerekçesidir… DİB’nı böyle gerekçelendirenlere şunu sormak gerekir: Yani siz, ‘İslam’ın şiddet içerdiğini, kendi ayakları üzerinde duramayacağını, masrafını karşılayamayacağını, din adamlarına verilen maaşın aslında “sus payı ya da rüşvet” olduğunu mu söylüyorsunuz? Bu söylem ile “İslam’ın Hak ve barış dini” olduğu savı çelişkilidir.

Yönetici erkin laikliğin gereğini yapması ve objektif davranması durumunda, cemaatin ibadethanesini denetleyeceğine ve farklı cemaatlere has bireylerin biri birini anlayacağına yürekten inanıyoruz. İşte yukarıda ara başlık altında ifade edilen, “devlet, dini hayattan çekilerek din hizmetlerini sivil örgütlenmelere bırakmalıdır” önerimizden kast edilen de budur.

SONUÇ
İnanç alanı kamusal değil, bireyseldir. Tanrıya karşı sorumlu olan devlet değil, kişidir. Cami, cemevi, kilise gibi ibadethanelerden herkes değil, sadece o inanç anlayışına mensup olanlar yararlanmaktadır. Dini-uhrevi alanın kamusallaşması, bir kamu hizmetiymiş gibi lanse edilmesi, ulusal bütçeden ödenek ayrılması, inancın siyasallaşmasına, istismarına ve kirlenmesine neden olmaktadır.
Dolaysıyla din, kamusal alandan çıkarılıp, siyasiler eliyle maniple edilme olanağı ortadan kaldırılmadığı sürece, bu istismar sürecek ve demokrasiye erişilemeyecektir. Özetle dile getirilen olumsuz vasıfları, demokrasi, laiklik ve çoğulculuk ilkeleriyle çelişkisi ve karşıtlığı nedeniyle DİB’nın tasfiye edilerek, yerine, yana-yakıla önermeye devam ettiğimiz laik/çağdaş bir sistem ikame edilmelidir.
Samimiyet sınavı ve sorusu şu; bağırıp-çağırmaya, önünüze gelene “Fetö’cü” demenize gerek yok. Siz Fetö’ye gerçekten karşı mısınız kuzum? Fetö’yü ve tüm Fetöleri üreten DİB olduğuna göre neden sürekli Fetö üreten bataklığı sulayıp duruyorsunuz?

Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır…

Kaynak;Murtaza Demir.. 

Şinasi KARACA<saskara-sinasi@hotmail.com

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Şinasi KARACA “MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ”    BİZLER YAŞADIK VE UNUTAMADIK... Menderes neden idam edildi? Adnan Menderes 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra öğlen 13:21'de idam edildi. ...
ALEVİLİĞİN ÖZGÜNLÜĞÜ VE ÖZELLİĞİ... iLHAN SELÇUK “Osmanlı padişahı Sünnilerin halifeliğini benimsedikten sonra, Aleviler, Şeyhülislam fetvalarıyla ‘Katl-i vacip Kızılbaşlar’ olarak nitelendirildiler; köylerde ve dağlarda içe kapalı bir gizemli yaşamı sürdürmek zorunda kaldılar... Mülkünde yaşayan Hıristiyanlara ...
"TARİHİMİZİ ÖĞRENELİM OSMANLI BORÇLARI" ☝Fatih Sultan Mehmet döneminde (1451–1481) Türkler devlet yönetiminden uzaklaştırıldı. Onların yerlerine “devşirme” denilen Hristiyan Avrupalı kökenliler getirildi. ☝Osmanlı ordusunu oluşturan yeniçeriler de Türk değildi. 10–15 yaşlarında ailelerinden koparılıp ...
HZ. ALİ CAMİDE Mİ ŞEHİT EDİLDİ? GERÇEK DEĞİL! RAMAZAN'IN 19. GÜNÜ SABAHI Hz. Ali 661 yılının Ramazan Ayının 19. Gününün sabahı evinin önünde Harici mezhebine mensup Abdurrahman İbn Mülcem ve iki ...
Sn. Cumhurbaşkanı, Ailemize hitaben yazılmış olan Mart 2018 tarihli mektubunuzu aldık, çok teşekkür ederiz. Mektubunuzda; “Türkiye’yi, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye, tarımdan sanayiye kadar her alanda 16 yılda 3,5 kat büyüttüğünüzü”, neredeyse "uçurduğunuzu" yazmışsınız. Mektubu okuduğumda ...
"9 öğrenciye cinsel istismardan tutuklu öğretmen tahliye edildi!" Konya'da, 6'ncı sınıftaki 9 kız öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla geçen yıl 29 Mayıs'ta tutuklanan matematik öğretmeni O.A. (60), adli kontrol şartıyla tahliye oldu. Hakkında ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.