SON DAKİKA
Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
6 Mart 2018

“DÜŞKÜN!!!”

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“DÜŞKÜN!!!”

GündemUlusal - 6 Mart 2018 22:49

“DÜŞKÜN!!!”

İslamcı teori her anlamda iflas etti. İslamın bütün yorumlarını, içtihatlarını, Şeriat denilen sistemin bütün renklerini deniyor fakat kalıcı kılamıyorlar. “Cihat” diyorlar, “Ilımlı İslam” diyorlar, “Arap Baharı” diyorlar… “El Kaide, Selefi, Vahhabi, Şii, Sünni, Hanefi, Maturidi, Fetö, Nakşî, Menzil, Cübbeli” diyorlar olmuyor. Huzur bulamıyor, mutlu olamıyor, mutlu edemiyorlar.

İslamcı AKP’ye bakın: Yasaları, teamülleri değiştirerek, oy sandıklarına takla attırarak, devletin olanaklarını taraftarlarının ayaklarına sererek, dün “zürriyetsiz” dediklerine tutunarak ‘bir süre’ daha iktidarda kalmak istiyor.

1500 yıl öncesinin şartlarına göre tasarımlanan Şer-i toplum düzeninin günümüz şartlarına ve beklentilerine yanıt veremeyeceğini, laiklik olmaksızın “adil düzen” olamayacağını, demokrasi olmaksızın adaletin sağlanamayacağını bildikleri-gördükleri halde görmezlikten geliyorlar. Cehaletten, ilkellikten beslendiklerini yüzlerine çarptığımızda da ellerine geçirdikleri yargıyı sopa gibi kullanıyor, tehdit ediyor, hapisle cezalandırıyorlar…

Hırsız oldukları için hırsızlığı önleyemiyorlar. Adil olmadıkları için adaleti sağlayamıyor, sömürgen ve cahil olduklarından yoksullukla başa çıkamıyor, yoksulluğun daha da artmasının öznesi oluyorlar. Medeniyetin, bilimin, sanatın, teknolojinin getirisini dibine kadar kullanıyor, kendi çocuklarına Batı’da bilim-teknoloji tahsil ettiriyor, bizim çocuklarımıza; din dersini, mescidi, camiyi, sureyi, namazı, imam okullarını dayatıyorlar…

‘Okumasın, anlamasın, cahil kalsın, Cennet-Cehennemle avunsun, kendilerine oy versin’ istiyorlar…

Bunların tamamı Enderun kalıntısı; Osmanlıcı… Matbaayı ülkeye sokmayan, boğazdaki gözlemevini topa tutanların torunları…

Sabahtan akşama değin yalan söylüyorlar: “Yerli ve milli” olanları sevmiyor fakat kullanıyor, yakamızdan düşmüyorlar. Sürekli yönetmek isteği ve çelişkisi içinde kıvranıyorlar. Mutlu olan, halkları geleceğe umutla bakan tek İslam ülkesi gösteremiyorlar. Her köşede bir tarikat evi açıyor, her sokağa cami yapıyor, fakat buldukları ilk fırsatta kapağı camisiz ülkelere ve Avrupa’ya atıyorlar…

Ve inatla-ısrarla Aleviliğin insani, eşitlikçi, evrensel değerlerini görmüyorlar… Bırakın IŞİDSEVERLERİN Alevi değerlerini anlamasını, Aleviliği; ülkemizin okuyanları, akademisyen düzeyine gelenleri, kendisine “demokratım” diyen yurttaşları da görmüyor…

Çünkü güzel yurdumun sağcısı gibi solcusu da kör!

Örneğin KRT Haber Müdürü Çağlar Cilara’nın konuğu olan CHP İstanbul Mv. Gülay Yedekçi dahi, çocuk tecavüzcülerinin ömür boyu toplum içine çıkmaması gerektiğini savunurken ‘yurdumun insanını’, bu coğrafyanın temel değerlerini bırakıp taa ABD ve Avrupa’dan örnekler veriyor.

Sn. Gülay Yedekçi sapıklık ve tecavüz vakıalarına dair şunları söylüyor:

“Bir sapık böyle bir eylem yapıyor sonra tutuklanıyor, iki sene sonra, üç sene sonra sokağa çıkıyor. Yine aynı çocuklarla beraber, aynı insanlarla beraber… Avrupa’da, Amerika’da bunlarla ilgili ne yapılıyor diye araştırdık. Mesela, bu sokakta dolaşmaması gereken tehlikeli bir çocuk tacizcisidir diye evleri işaretleniyor, kimse ona ekmek bile satmıyor, bütün toplumdan aforoz ediliyor ve her yerden uzak tutuluyor.”

Değerli Gülay Hanım, şairin dediği gibi ‘ABD daha dünkü çocuk’ bu geleneğin kökü Anadolu’da, bizde, Alevilerde…

Kültür coğrafyamızdaki ‘toplumsal dışlama’ kavramının adı ‘düşkünlüktür’ ve bu kavram Aleviliğin kurumlarından biridir. Arka planı ise taa V. Yüzyılın ötesine uzanır. Gelenek, kırsal kesimde halen yaşatılmakta, kentte ise yaşam bulmak adına özellikle devletin dayattığı güçlüklerle boğuşmaktadır. Dolaysıyla gönlümüz, ABD toplumsal yapısından önce kendi kültürümüzü incelemenizi, örnek olarak da Aleviliğin yaşayan bu disiplinini vermenizi isterdi.

Düşkünlük kurumunun daha uzun izahını sosyal medyada bulmak mümkün ama şöyle özetleyeyim: Camia içinde yüz kızartıcı suç işleyenler görüm cemlerinde ortaya (Dar’a) alınır, sorgusu yapılır ve cem erenleri tarafından suçlu görülmesi halinde “düşkün” ilan edilir. Bu karardan sonra o kişi artık yok sayılır. Suçun ağırlığına göre selam verilmez, evine gidilmez, komşuluk yapılmaz…

Ancak Türkiye artık bir İslam ülkesi ve neredeyse diğer İslam ülkelerinden farksız… Ve tüm İslam ülkelerinde olduğu gibi egemen mezhebin dışındaysan ağzınla kuş da tutsan ‘ötekisin, kötüsün…’ Tam da bu yüzden Aleviler, çocuk tecavüzcüsü IŞİD zihniyetli kişiler tarafından “ana-bacı tanımaz” yaftasıyla yüzyılların iftirasından kurtulamazken, Ensar rezaletinde gördüğümüz çocuk tecavüzcülüğü dahi halının altına süpürülür…

Kaynak..Murtaza DEMİR..06.03.2018.

Şinasi KARACA<saskara-sinasi@hotmail.com

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

    Şinasi KARACA  “ALEVİLİKTE  HUKUK ADALET VE DÜŞKÜNLÜK”      “ALEVİ OLUNMAZ ALEVİ DOĞULUR”     Alevilikte, yol kurallarını koruyan, toplum barışını sağlayan, düzenin bozucularına uygulanan kimi yaptırımlar vardır. Yol kurallarına uymayanlara “düşkün”lükle adlandırılırlar. Düşkünlere uygulanan ...
“İhsan Eliaçık: Boşa kurban kesmeyin” İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, Kurban Bayramı ile ilgili çok konuşulacak bir yazı kaleme aldı. Kurbanın yanlış anlaşıldığını savunan ve hayvanların boşa kesildiğini belirten Eliaçık, bunun İslam ...
“Allah’tan Uzaklaşma Bayramı: Kurban!” İslam’ın dini bayramlarından biri olan Kurban Bayramı, pekçok dinsel ritüel gibi amacından sapmış, içeriği boşaltılmış ve bir şirk tapınmasına dönüşmüş durumdadır. Anlamı Allah’a yaklaşmak demek olan Kurban, günümüzde ...
Mesut Özil ve maymun kafesi Dünyanın en büyük yıldız futbolcularından olsa da… Almanya'nın en pahalı transferi olsa da… O “maymun kafesinden” hiç çıkamadı. İki dedesi de Zonguldak maden ocaklarında çalışıyordu. 1960'larda Almanya göç ettiler;  Gelsenkirchen maden ocağında çalışmaya ...
"Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)" Lozan Barışı sekiz aylık çetin ve uzun bir müzakere devresinden sonra, Lozan Üniversitesi'nin tören salonunda imzalanmıştır. Lozan'da imzalanan belgeler, esas Barış Antlaşması, 16 adet sözleşme, ...
"YAPAY KATLİAM" 18 Kasım 2002 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı’na getirilen Binali Yıldırım'ın döneminde 22 Temmuz 2004 tarihindeki resmi verilere göre 41 kişinin yaşamını yitirdiği, 89 kişinin yaralandığı Pamukova hızlandırılmış tren faciası yaşanmıştı. ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.