SON DAKİKA
Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
18 Aralık 2017

“HALLAC-I MANSUR”

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“HALLAC-I MANSUR”

GündemKültür & Sanat - 18 Aralık 2017 23:05

“HALLAC-I MANSUR”

Alevi inancının felsefesini derinden etkileyen ve şekillendirenlerin başında Hallac-ı Mansur gelmektedir. Hallac-ı Mansur, düşüncesiyle, eylemiyle sadece islami coğrafyalarda değil, bütün dünyada çeşitli inançlara mensup insanlar tarafından da saygınlık görmüş, etki bırakmıştır. Tabii ki en büyük sahiplenme Aleviler tarafından gösterilmiştir. Hallac-ı Mansur, 857 Tur’da doğmuştur. (şahadeti: Mart 922 Bağdat).
Bütün Alevi önderlerinde olduğu gibi Hallac-ı Mansur hakkında da sağlam ve güvenilir bilgi yoktur. Hallac-ı Mansur hakkındaki bütün bilgiler sözlü gelenekle yaşatılmıştır. Yazılı kaynaklar tahrip edilmiş, Hallac-ı Mansur gerçeği yok edilmek istenmiştir.
Bütün tahribatlara rağmen Hallac-ı Mansur düşüncesi günümüze dek gelmiştir. Hallac-ı Mansur’u bu kadar güçlü kılan ve günümüze kadar gelmesini sağlayan felsefesi bütün boyutlarıyla Alevi öğretisinde yer almıştır. Örneğin Cem töreninin en önemli aşamalarından biri olan ve haklıyı, gerçeği ortaya koyan “Dar-ı Mansur” en büyük kanıttır. Dar-ı Mansur bir noktada mahkeme işlevi görmektedir. Ama bu öyle bildiğimiz mahkemelerden olmayıp, halk mahkemesi şeklindedir. Hallac-ı Mansur, düşüncesi için darağacını göze almış ve hiç bir karanlıktan çekinmeden düşüncesini açıklamıştır.
Düşünce(si)leri ne kadar “aykırı” olsa da onları ölümüne savunmuştur.
Hallac-ı Mansur kendisini kırbaçlara, darağacına götüren düşüncesini iki kelime ile özetlemiştir: Enel Hak. Enel Hak, ben Hakkım, hakikatim anlamına gelmektedir. şüphesiz bu iki kelimenin altında yüzlerce cilt kitaba sığmaz derin anlamlar yatmaktadır. Hallac-ı Mansur düşüncesine göre; insan Tanrı’nın bir yansımasıdır. İnsan Tanrı’dan ayrı düşünülemez ve eğer insan kalbini kötülüklerden arındırırsa Tanrı ile bütünleşebilir. Aradan 1000 bin yıl geçmesine rağmen Hallac-ı Mansur’un düşünceleri tart›ş›lmaya ve etkilemeye devam ediyor. Anlaşılan daha da devam edecek.

Fe­ri­düd­din At­tar şu ola­y› an­la­tır:
“Hal­lac-ı Man­sur ha­pis­tey­ken, “Aşk nedir?” di­ye sor­du­lar. şöy­le cevap ver­di: “Bu­gün de, ya­rın da öbür gün de gö­re­cek­si­niz ne ol­duğu­nu.” O gün el­le­ri­ni ayak­la­rı­nı kes­ti­ler, er­te­si gün dar a­ğa­cına çek­ti­ler, üçün­cü gün­se kül­le­ri­ni rüz­ga­ra sa­vur­du­lar…”
Mi­la­di 9’un­cu asır­da (857-922) Bağ­dat’ta ya­şayan ve ora­da idam edi­len Hü­se­yin Man­sur ta­sav­vuf ta­ri­hi­nin ön­de ge­len, hi­ka­ye­le­ri asır­lar­dır dilden di­le ge­zen bü­yük isim­le­rin­den bi­ri­dir. Kimile­ri­ne gö­re genç­li­ğin­de hal­laç­lık yap­tığı, ki­mi­le­ri­ne gö­re de dük­ka­nına uğ­ra­dığı bir hal­la­cı ken­di özel işi­ne gön­der­dik­ten son­ra, ada­mın Man­sur’a, “Be­ni işe gön­der­din, atıl­ma­mış bir yığın pamu­ğum kal­dı” di­ye si­te­mi üze­ri­ne bir işa­ret­le dük­kan­da­ki tüm pa­muk­la­rı tel tel ayır­d›ığı için, Hal­lac-ı Man­sur ola­rak ün yap­tı.Ta­sav­vuf ta­ri­hi­nin en tar­tı­şılan sö­zü olan “Enel Hak-Ben Hak’ım (Al­lah’ım)” onun­dur.
İs­lam ta­sav­vu­fu ta­ri­kat­lar, din­le il­gi­li her tür­lü cez­be ve tar­tışma­lar ile ba­zı­la­rın­ca küf­re ka­dar va­ran dav­ra­nış ve söz­ler, ba­zıla­rına gö­re de tasav­vu­fun son mer­ha­le­si sa­yılan “Hal” ile il­gi­li bil­gi ver­me­si ba­kımın­dan Man­sur’un ha­ya­tın­dan bir­kaç gö­rü­nüş sun­mak ya­rar­l› ola­cak­tır:
P
Man­sur’un se­si, şe­ri­at ale­mi­ni ür­per­ti­ler­le dol­du­ru­yor:
-“Enel Hak!” Hak be­nim!
Cü­neyd’e sor­du­lar:
-Bu sö­zün te­vi­li var mıdır?
Bu­yur­du:
-Onun te­vi­li gü­nün de değil, ker­be­la­sı gü­nün­de­yiz?
P
Şib­li de bu­yur­du:
-Biz, Man­sur ile ay­nı şey­dik. Halk, bi­zi de­li san­dı­ğı için kur­tul­duk.

Fa­kat Man­sur’u uk­lu nis­bet et­ti­ler ve öl­dür­dü­ler.
Man­sur’un bu ni­da­sı kar­şısın­da, gö­nül eh­li duy­ma­maz­lık­tan ge­lir onu ken­di ha­lin­de bıra­kır ve ne in­kar, nede tas­dik eder­ken akıl­cılar, kıyasçılar ve za­hi­ri ilim sa­hip­le­ri bir­den­bi­re ayak­lan­dı. Ar­tık Man­sur’un üze­ri­ne, hü­cum­la­rın, it­ham­la­rın, in­kar­la­rın en ağırla­rı, yağ­mak­ta­dır. İt­ham­cılar Ha­li­fe’ye baş­vur­du ve Hü­se­yin Man­sur (Hal­laç)’ın idamına fer­man çıkarttılar.Ha­li­fe ev­ve­la, Man­sur’un bir yıl zında­na atıl­ma­sı em­ri­ni verdi. Bu de­fa da halk bü­tün an­la­yış­l­arı ve an­la­yış­sız­la­rıy­la zin­da­na akın et­me­ye baş­la­dı. He­men Ha­li­fe’ye ha­ber uçu­rul­du:
-Halk Man­sur’a akın ha­lin­de…
Ve o, yi­ne öl­çü­ye sığ­maz laf­lar et­mek­te…
Tek­rar emir çık­tı:
-Bun­dan böy­le onu kim­sey­le
ko­nuş­tur­mayınız!
Ar­tık kim­se Man­sur’un ya­nı­na uğ­ra­ma­dı. Ha­li­fe, iki de­fa, iki bü­yük za­tı gön­de­rip tel­ki­ne ça­lış­tı:
-Ya Man­sur! Sö­zünden dön, özür di­le, is­tiğ­far et ve kur­tul!

Ce­vap!
-Sö­zü kim söy­le­diy­se, özü­rü de o di­le­sin!?

Bir ge­ce Man­sur’u zin­dan­da bu­la­ma­d›­lar. İkinci ge­ce ne zin­dan var­dı, ne Man­sur… Üçün­cü ge­ce, zin­dan ve Man­sur yer­li ye­rin­de…

Man­sur izah et­ti:
-İlk ge­ce on­day­dım, be­ni bu­la­ma­dınız. İkin­ci ge­ce o bu­ra­day­dı ne be­ni bul­du­nuz, ne de başka bir­şey… Üçün­cü ge­ce her şey yer­li ye­ri­ne gel­di. Ta ki mu­kad­des şe­ri­atı mu­ha­fa­za edip em­ri­ni ye­ri­ne ge­ti­re­si­niz!

Man­sur’da şe­ri­at sayg›­s› ve su­çu­nu id­rak asa­le­ti, bü­yük…PMan­sur, zin­dan­da günde bin re­kat na­maz k›­l›­yor. Sordular:
-Sen “Hak Be­nim!” di­yor­sun; ya na­ma­z› kimin için kılıyor­sun?
Şöy­le ce­vap­lan­dır­dı:
-Bir­bi­ri­mi­zin kad­ri­ni yi­ne biz bi­li­riz. Man­sur, mah­pus­la­ra tek­lif et­ti:
-Si­zi zin­dan­dan kur­ta­ra­yım mı?
-Na­sıl olur?
Man­su­run eliy­le işa­ret et­ti­ği nok­ta­lar­da he­men giz­li yol­lar mey­da­na çık­tı ve işa­ret et­ti­ği mah­pus­la­r›n zin­cir­le­ri çö­zül­dü: Mah­pus­lar sor­du:
-Ya ken­di­ni ni­çin kur­tar­mak is­te­mi­yor­sun?
-Biz Al­lah Mah­pu­su­yuz, kur­tul­mak is­te­me­yiz?
Ve ila­ve et­ti: -Hak­k’ın bi­ze ita­bı (suç­la­ma­s›) var­dır, bi­zi suç­lan­dıran Hak’tır, ce­za m› bek­li­yo­ruz!
Halk, da­ha işken­ce baş­la­ma­dan Man­sur’a taş at­maya ko­yul­du. Kan­lar için­de gü­lüm­se­yen ve hiç ses çıkar­ma­yan Hü­se­yin Man­sur Hal­laç…
O sıra­da bir dos­tu, taş ye­ri­ne Man­sur’a bir gül at­tı. Man­sur in­le­di.
He­men sor­du­lar:
-Taş yağ­mu­ru al­tın­da in­le­me­din de bir çi­çe­ğe kar­şı ne di­ye ah çek­tin?
O va­zi­yet­te Man­sur’ un du­dak­la­r› kıpır­da­dı:
-Taş atan­lar ayak ta­kımı… Hal­den ne an­lar­lar? Hal­den an­la­ya­nın bir gü­lü bi­le be­ni in­cit­ti!…
İş­ken­ce­nin her tür­lü­sü… Man­sur’un, el­le­ri kol­la­rı ayak­la­rı ke­sil­di. El­le­ri ke­si­lin­ce kan­lı bi­le­kle­ri­ni yü­zü­ne sür­dü ve de­di:

-Kan kay­bet­mek­ten sa­ra­r›­yo­rum, sa­k›n kor­ku­dan sa­rar­d›­ğ›­m› zan­net­me­yin! İş­te bu­nun için yü­zü­mü kan­la bo­yu­yo­rum! Son­ra, ka­nıy­la ap­tes alır gi­bi ha­re­ket­ler yap­tı ve mı­rıl­dan­dı:-Aşk na­ma­zının iki re­ka­tı var­dır ki, on­da ap­tes, ki­şi­nin öz ka­nıyla­dır. Başka tür­lü olamaz..

S›ra Man­sur’un di­li­ni kes­me­ye gel­miş­ti. Bir sani­ye izin is­te­di. Son söz­le­ri­ni söy­le­ye­cek­ti.
Söyle­di:
-Al­lah’›m; ba­na se­nin için bu iş­ken­ce­yi re­va gö­ren­ler­den rah­me­ti­ni esir­ge­me! Se­nin aş­k›n uğru­na be­ni, elim­den, ayağım­dan, göz­le­rim­den, di­lim­den, ba­şım­dan ve ca­nım­dan ayıran bu kulla­rını af­fet! Af­fet Al­lah’ım, on­la­rı af­fet; aş­kın hür­me­ti­ne af­fet!
Ve Man­sur’un di­li ve ba­şı ke­sil­di ve göv­de­si sal­lan­dırı­dı ve ce­se­di ya­kıl­dı ve kül­le­ri Dic­le’ye üf­len­di..
(Ve­ci­hi Ti­mu­roğ­lu, “İnanç­la­rı Uğ­ru­na Öl­dü­rü­len­ler”. ad­lı ki­ta­bın­dan.)

Kaynak;Şahkulu Sultan Dergahı..

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(23)  SORU 85: Aleviler, AvrupaBirliğiKonusunda Ne Düşünüyor? CEVAP: “Osmanlı İmparatorluğu, Batı’ya karşı elde ettiğimiz başarılardan çok gururlanarak kendisini Avrupa uluslarına bağlayan bağları kestiği gün, düşüşe başlamıştır. Bu bir hataydı. Bunu tekrar ...
“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(22) Enver Behnan Şapolyo’nun kitabından sadece İstanbul’da Kadiri tekke sayısının; 65, Nakşi tekkesayısının; 95, Rufai tekke sayısının; 40,Halveti tekke sayısının; 69, Celveti tekke sayısının; 34, Mevlevi tekke sayısının; 5, ...
“YÜZ SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(21) Mezhepler,birbirine 180 derece zıt anlayışlara sahiptir. Bu mezheplerden Taraput mezhebi evlenmeye karşıdır. Reşabit Mezhebi ise, ziraat yapmayı ve emlak sahibi olmayı yasaklamıştır. Asei Mezhebi ise, evlenmeye ve savaşa ...
" ŞAMANİZM İNANCINI İNANCIMIZIN HER YERİNDE UYGULUYORUZ"  "İNANÇLAR  İSLAM VE ŞAMANİZM" ...Türklerin Şamanizm'den İslami yete geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da günümüzde Şamanizm'den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor. İşte onlardan birkaçı: Su dökerek ...
"Nazarlığın tarihsel kökeni nereye dayanıyor?" Nazarlık binlerce yıl boyunca farklı kültürlerde kullanılan bir simge olarak önemini korudu. Peki ‘kem göz’ inancı ve ondan korunmak için mavi nazar boncuğu nasıl ortaya çıktı? Dünyada ...
   Türkiye'nin İlk ve tek ; Yönetim  ve Genel aktüalite dergisi Kent&Hayat, uzun yıllardır sürdürdüğü aylık yayın hayatına devam ederken , İnternet üzerinden www.kenthayat.com  ismiyle Güncel ve Aylık haber arşiv  ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.