SON DAKİKA
Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
10 Mart 2018

“IŞİD (1) BİNDİK BİR ALAMETE, GİDİYORUZ KIYAMETE!”

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“IŞİD (1)  BİNDİK BİR ALAMETE, GİDİYORUZ KIYAMETE!”

GündemUlusal - 10 Mart 2018 13:59

IŞİD (1)
BİNDİK BİR ALAMETE, GİDİYORUZ KIYAMETE!

Sn. Erdoğan’ın 8 Mart dünya kadınlar günü nedeniyle yaptığı konuşmada sapkınlık derecesinde fetvalar veren Diyanet’i ve prof. unvanlı hocaları ‘uyarınca’ çok güldüm… Aklıma “hem kel, hem fodul” lafı geldi. İlahi, sanki daha dün “Fesli Nurettin’i’” hastanede ben ziyaret ettim…

Biraz ‘IŞİD’İ konuşalım’ diyorum: Kimdir, nedir, nasıl üretilir?

IŞİD, zihin dünyamızda “insan boğazlayan vahşiler” olarak yer eden, İslamcı diktatörlerin himayesiyle büyüyen, emperyalizme uşaklıkta sınır tanımayan çağışı mezhepçi oluşumlardır. Bu bağlamda eğer mezhepçiyseniz, en azından IŞİD sempatizanı olduğunuz kesindir!

IŞİD, ona sempati duyan cemaat-cehalet bataklığında, cemaatleri ve cehaleti destekleyen ülkelerin seralarında üretiliyor. O halde IŞİD’e karşıysanız, onu üreten bataklığı büyütmez; kol kanat germez, finanse etmez, cemaatçi oluşumları paraya ve mülke boğmazsınız. Müfredatınızı IŞİD’in üreyeceği şekilde değiştirmezsiniz.

Oysa Hükumet, salt sapık fetvalar veren Diyaneti paraya boğmakla kalmıyor, Ensar, Menzil, Fetö gibi oluşumları destekleyerek hem toplumsal yarılmayı teşvik ediyor, hem da Ensar örneğinde olduğu gibi “bi kereden bişey olmaz” vb diyerek bu oluşumlar içindeki ahlak dışı ilişkileri görmezden geliyor, destek vermeye devam ediyor.

IŞİD militanı mısınız sempatizanı mı; bunca destek neden?

Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esergül Balcı ve ekibinin 4 ay süren saha çalışması sonucu hazırlanan rapor diyor ki;

“Türkiye’de belli başlı 30 tarikat silsilesi ve bunların 400 kolu bulunuyor. Sadece İstanbul’da 445 tekke faaliyetlerini açıktan sürdürüyor. Çoğunluğu İstanbul, Siirt, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Batman, Van, Hakkâri, Şırnak, Ağrı, Muş, Bitlis, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere 800’ün üzerinde faal medrese bulunuyor. Büyük şehirlerde kaç apartman medresesinin faaliyette olduğu ise tam olarak bilinmiyor. Tarikat okullarındaki öğrenci sayısı 210 bin dolayında. 4 binin üzerindeki özel yurdun 2 bin 480’i bir tarikatla bağlantılı. Tarikatlara bağlı yurtların kapasitesi 380 bin olduğu ileri sürülüyor. Bu yurtlarda kalan öğrenci sayısı 225 bini buluyor. Devlet, eğitimden kademe kademe çekiliyor. 4+4+4 uygulamasının başlatıldığı 2012 yılından bugüne kadar devlete ait 4 bin 22 ilkokul kapatıldı…”

İnsan sormadan edemiyor; neler oluyor; IŞİD ve Fetö gerçeğini yaşayan, onlarca kez pişman olduğunu söyleyen bir devlet aklı, Cumhuriyetin laik eğitim kurgusunu neden düşman, kıyıcı? Neden Mısır’ın, Pakistan’ın, Afganistan’ın, İran’ın, Irak’ın, Suriye’nin yaşadığı sefaletleri görmüyor, ders çıkarmıyor; kör mü bunlar?

Hayır; kör değiller. IŞİD gerçeğinin İslam dünyasında nasıl seyrettiği gerçeğini izleyelim ve sorgulamaya devam edelim…

VEHHABİLİK

Adını Muhammed bin Abdülvehhab’tan alan Vehhabilik, iki kökene dayanıyor. Birincisi Hanbelilik, diğeri ise İbn Teymiyye’ye dayanan Selefilik. 13. yüzyılda doğan İbn Teymiyye, akla ve mantığa dayalı dinsel yorumu redderken, Peygamberin pratiklerini temel alıyor. Selefilik; felsefe, oylama (seçim) ve tasavvufu din dışı sayıyor. Hayatın bütün alanlarının din aracılığıyla Allah tarafından düzenlendiğini savunuyor. Yaşamın içindeki kültürel katkılara ‘bidat’ diyor. Din dışı alışkanlıklardan arınmaya ve öze dönmeye zorluyor. İnsanları bidattan uzaklaştırmak için şiddet kullanılmasının caiz olduğunu savunuyor. Zaten Arapçada selef, “önceki ve eski” anlamında kullanılıyor.

17. yüzyılda İbn Tevmiyye’nin görüşlerini okuma fırsatı bulan Muhammed bin Abdülvehhab, Selefiliği daha radikal bir çizgiye taşıdı ve İslami radikalizmin güçlü simgelerinden biri oldu. Suud Ailesinin Selefi ideolojiye, Abdülvehhab’ın ise kılıca-paraya ihtiyacı vardı. Suud Ailesi bu ideolojiyi aldı önce ülke içindeki diğer farklılıklara karşı kullandı, sindirdi, katletti, yok etti! Arkasından, petrolün bulunmasıyla zengin olan aile Selefiliği komşu ülkelere karşı kullandı. Ve Selefilik, Suud Ailesinin elinde bir ihraç malına dönüştü…

Suudlar, Vehhabiliği çöl aşiretlerinin yerleşik hayata geçirilmesinde de kullandı. Yerleşik hayata geçenlere ‘İhvan’, yani kardeş denildi. İhvanlar omuzlarına kadar inen saçları, dağınık sakalları, dudak altına inmeyen bıyıkları, sarıkları ve uzun entarileriyle meşhurdu. Kadınların sokağa çıkması yasaktı. Camilerde namaz yoklaması yapılıyordu.*

MÜSLÜMAN KARDEŞLER

Afganistan, Vehhabilik ve Selefilik ile El Ezher’de okuyan öğrenciler ve kabil Üniversitesindeki Mısırlı (Prof. unvanlı) hocalar sayesinde tanışmıştı. El Ezher’in yardımıyla kurulan Şeriat Fakültesinin hocası Burhaneddin Rabbani, Mısır’da öğrenciyken Müslüman Kardeşler üyesiydi.**

Rabbani, Abdurrasul Sarraf ve Gulbeddin Hikmetyar’ın başını çektiği İslamcılar, Afganistan’da 1973 yılında iktidara gelen laik rejime karşı 1975’te isyan başlattı. SSCB ile yapılan anlaşma gereği Kızılordu 1980’de Afganistan’a girince iki milyon insan Pakistan’a sığındı. O günlerde Pakistan’ın darbeci lideri Ziya-ül Hak’ın, Afganistan’ın başkenti Kabil’de Cuma namazı kılmak hayali vardı.***

AKP G. Başkanı Erdoğan’ın canı da Şam’da Cuma namazı kılmak isteyince ortalık bir anda IŞİD’e kesti… Ne tesadüf; şaka gibi değil mi?

Tesadüf mü acaba?

Devam edelim…

Darbeyle iktidara gelen ve iktidarını kalıcılaştırmak isteyen Ziya-ül Hak, sistemi ve orduyu İslamileştirdi. 1879 yılında medrese sayısı on ikiydi. Bu sayı Pakistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği 1947’de 137’ye, 1971’de 803’e, 1979’da 1745’e, 1988’de üç bine çıktı. Afgan sığınmacıların barındırıldığı medreselerde yetişenler Taliban’ı kurdu. Taliban’ın arkasında Pakistan, Pakistan’ın arkasında CİA ve Suudi Arabistan vardı.

Pakistan’ın besleyip-büyüttüğü Taliban, Kızılordu’nun Afganistan’dan çekilmesinden sonra ülkeye hâkim oldu ve 1996 yılında Kabil’i düşürerek iktidarı ele geçirdi. Vehhabi din anlayışını sürdüren Taliban, kız okullarını kapattı, kadınların çalışmasını ve sokağa çıkmasını yasakladı, burka giymelerini emretti. Erkeklere sakal bırakmalarını ve namaz saat saatlerinde dükkânlarını kapatma zorunluluğu getirdi. Sünni-Vahhabi çizgisini reddeden dört yüz bin Şii Hazari katledildi! ****

İSLAMİ RADİKALİZMİN BİZDEKİ TARİHSEL GELİŞİMİ

12 Eylül’e (ABD’nin oğlanlarına) kadar gidip bilinenleri tekrarlamak yerine, sonrasına, İslamcı-gerici anlayışın AKP iktidarında nasıl-nerede organize olduğuna baktığımızda, ağırlıklı olarak Fetö ve Ensar örgütü içinde mayalandığını görüyoruz…

Bir veri daha: Eğitimde karşıdevrimin öncü aktörlerinden biri Ensar Vakfı kurucularından, AKP hükümetlerinde başbakanlık müsteşarlığı ve milli eğitim bakanlığı da yapan Ömer Dinçer’dir. Kendisi, 4*4*4 olarak adlandırılan medrese kafasına dönüş yasasının da mimarıdır.

Eğitim-İş Sendikası, 2012-2013 ders yılında uygulanmaya koyulan bu yasanın 2016 yılındaki sonuçlarını şöyle özetliyor:

“MEB’in istatistiklerine göre Türkiye genelinde 2012-2013 eğitim öğretim yılında 1099 olan imam hatip ortaokulu sayısı 2015’te 1597’ye, 2016’da ise 1961’e; 708 olan imam hatip lisesi sayısı ise geçtiğimiz yıl 1017’ye 2016’da 1149’a çıktı.

İmam hatip lisesi öğrenci sayısı 677 bin 205, imam hatip ortaokulu öğrenci sayısı ise 524 bin 295 oldu. 2015’e göre ortaokul ve lise ile birlikte imam hatipli sayısı yaklaşık 932 binden, 1 milyon 201 bine yükseldi. Bu sayı AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 71 bin idi.” v

O halde tekrar soralım; gerçekten IŞİD’e karşı mısınız; IŞİD’e karşıysanız, neden onu üreten bataklığın büyüme potansiyeline kol kanat oluyor, finanse ediyor, cemaatçi oluşumları paraya ve mülke boğuyorsunuz? Müfredatımızı IŞİD’in üreyeceği şekilde değiştiriyorsunuz?

Arada bir “şu kadar IŞİD üyesi yakalandı” haberleri sizi yanıltmasın; bunların sayısı çığ gibi büyüyor, hem de devletin bilgisi dâhilinde… Kamuoyu ölçümleri ülkemizde IŞİD sempatizanı oranının % 8 olduğunu gösteriyor. Kafa kesen, insan boğazlayan IŞİD’tir de insan yakan nedir? İnsan yakanları savunan “suçsuzdur” diyen, davayı “zaman aşımına” bırakan…

Çanlar; Pakistan, Afganistan, İran, Irak, Sudan, Yemen, Suriye’den sonra Türkiye için çalıyor!

Gelişmeler tek kelimeyle vahim!

IŞİD’i ve ENSAR’ı yazmaya devam edeceğim…
Saygıyla….

 

NOT; Sn. İsmail Saymaz’ın “IŞİD” adlı eserinden yararlandım..
* Fehim Tatekin, Karanlık Çöktüğünde / IŞİD: Doğan, İstanbul, 2016, s. 4
** a.g.e., s. 4
*** a.g.e., s. 59
**** a.g.e., s. 64
v Işık Kansu, ensar’lı eğitim, telgrafhane, 2017, s. 40-41.

Kaynak;09.03.2108..Murtaza DEMİR..

Şinasi KARACA <saskara-sinasi@hotmail.com

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

    Şinasi KARACA  “ALEVİLİKTE  HUKUK ADALET VE DÜŞKÜNLÜK”      “ALEVİ OLUNMAZ ALEVİ DOĞULUR”     Alevilikte, yol kurallarını koruyan, toplum barışını sağlayan, düzenin bozucularına uygulanan kimi yaptırımlar vardır. Yol kurallarına uymayanlara “düşkün”lükle adlandırılırlar. Düşkünlere uygulanan ...
“İhsan Eliaçık: Boşa kurban kesmeyin” İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, Kurban Bayramı ile ilgili çok konuşulacak bir yazı kaleme aldı. Kurbanın yanlış anlaşıldığını savunan ve hayvanların boşa kesildiğini belirten Eliaçık, bunun İslam ...
“Allah’tan Uzaklaşma Bayramı: Kurban!” İslam’ın dini bayramlarından biri olan Kurban Bayramı, pekçok dinsel ritüel gibi amacından sapmış, içeriği boşaltılmış ve bir şirk tapınmasına dönüşmüş durumdadır. Anlamı Allah’a yaklaşmak demek olan Kurban, günümüzde ...
Mesut Özil ve maymun kafesi Dünyanın en büyük yıldız futbolcularından olsa da… Almanya'nın en pahalı transferi olsa da… O “maymun kafesinden” hiç çıkamadı. İki dedesi de Zonguldak maden ocaklarında çalışıyordu. 1960'larda Almanya göç ettiler;  Gelsenkirchen maden ocağında çalışmaya ...
"Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)" Lozan Barışı sekiz aylık çetin ve uzun bir müzakere devresinden sonra, Lozan Üniversitesi'nin tören salonunda imzalanmıştır. Lozan'da imzalanan belgeler, esas Barış Antlaşması, 16 adet sözleşme, ...
"YAPAY KATLİAM" 18 Kasım 2002 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı’na getirilen Binali Yıldırım'ın döneminde 22 Temmuz 2004 tarihindeki resmi verilere göre 41 kişinin yaşamını yitirdiği, 89 kişinin yaralandığı Pamukova hızlandırılmış tren faciası yaşanmıştı. ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.