SON DAKİKA
Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
6 Aralık 2018

“İsyan ediyorum”

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“İsyan ediyorum”

GündemUlusal - 6 Aralık 2018 18:00

“İsyan ediyorum”

Fesli-Püsküllü Kadir Mısıroğlu’nun, Sabataycı kripto (?) olduğuna dair iddialar ortalıktadır. Atatürk’e sövme nedeninin ise geçmişteki aidiyetini karartma telaşıyla, dine ve dindar yurttaşlara yaslanarak sureti haktan görünmek, “dini kullanmak ve dünyalığı kapmak” olduğu söylenmektedir.

Cumhurbaşkanı ve Diyanet İşleri Başkanı (DİB), böyle bir kişiliği resmen ziyaret etmiş; “Aferin, ağzına sağlık, biz de seninle aynı görüşteyiz ama şimdilik düşüncemizi saklamak zorundayız, sana teşekkür ederiz” dercesine “yüceltmiş”, iddia ve kusmuklarına destek oldukları izlenimini pekiştirmiştir.

Geçmişte FETÖ beraberliği konusunda Sn. Erdoğan’ı çokça uyarmıştım, şimdi de Fesli ve benzer din tacirleri konusunda uyarıyorum: Sn. Cumhurbaşkanı, toplumun ortak değerlerine kin ve nefret kusan Fesli’yi ziyaret etmeniz, ülkenin en büyük skandallarından biridir. Ve bu skandal, “aynı menzil için çalıştığınızı”söylediğiniz FETÖ’ye; “Gurbet hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. (…) Bu sıla hasreti artık bitmelidir” demenizden daha vahimdir.

Yapmayın; bu ülkeyi-milleti, ortak değerlerimizi daha fazla hırpalamayın!

Kurtuluş Savaşı’ndan Türkiye’nin galip çıkmasına üzülen ve üzüntüsünü, “Keşke Yunan galip gelseydi” sözleriyle ortaya koyan, “Her 10 Kasım’da kenefe gidin” gibi laflar eden bir şarlatanı ziyaret etmek; “Onu sevmek, düşüncelerine katılmak ve aynı menzilde olmak” şeklinde anlaşılır ki, bu tutum T.C Cumhurbaşkanlığı makamı bakımından makul gerekçelerle açıklanamaz…  

Sn. Erdoğan; Fesli’ye yakınlığınızın nedeni dini duygular mıdır; hemşehrilik, akrabalık mıdır bilemem. Ancak nedeni ne olursa olsun, hem Cumhurbaşkanlığı makamında oturmanız, hem de Atatürk’e küfretmekten başka “şöhreti” bulunmayan bir meczuba yakınlık duymanız olağanüstü bir çelişki olduğu gibi “ilim sahibi” nitelemesiyle izahı, inandırıcı olmaktan oldukça uzaktır. Çünkü Fesli’ye “ilim sahibi ya da dindar” demek, ilme de ve dine de hakaret olur.

DİB Başkanının Fesli’yi ziyaretine gelince, şahsi kanaatim şudur; DİB artık bir Cumhuriyet kurumu değildir. Zıvanadan çıkmış, Cumhuriyet’in kazanımlarıyla köprüleri atmıştır. “Yüksek irade”, DİB’e en ödünsüz medeniyet ve laiklik karşıtı şahsiyetleri atamakta, başkanlık ise camilerin bir parti merkezi gibi kullanımına sessiz kalmaktadır. DİB, saltanat ve Şer-i düzen isteyen herkese, kol-kanat geren bir yerde konumlanmıştır. Toplumsal fay hatlarını dinamitlemekte, nefret üretmektedir. Ahlaki olmayan ve büyük çelişki olarak kabulü gereken de şudur ki, böyle bir DİB, devletin kasasından finanse edilmektedir.

Dolayısıyla DİB’in, Fesli-Püsküllü’yü desteklemesinin nedeni, Cumhuriyet ve Atatürk’e sövmesidir! Tavrı, duruşu ve söyledikleri (kustukları) itibarıyla sabittir ki, Kadir Mısıroğlu da FETÖ, IŞİD, Şeyh Said, Cemalletin Kaplan gibi katıksız hainlerdendir! Bu durumda Fesli’yi destekleyen kişi, kurum ve makamların Fesli’den farklı düşünmediklerini tespit etmek, altını çizmek ve bir yere yazmak gerekir.

MISIRLI’NIN “DÖNME KRİPTO” OLDUĞU SAVI  

Bana sorarsanız “her milletin iyisi iyidir”. Bu bağlamda Fesli’nin geçmişinin; Rum, Ermeni, Yahudi veya Hıristiyan kökenli olmasında hiçbir beis yoktur. Ancak her yurttaş, yaşadığı ülkenin kurucu kadrosuna saygı duymaya zorunludur. Ve bu zorunluluk, yurttaşlığın asgari kuralıdır.

Peki ama bunca nefretin kaynağı nedir?

Bize bir yurt bahşeden ecdadımıza sövmek fikir özgürlüğüne giriyor da, “Atatürk ve arkadaşlarına kin besleyen koro kimdir, neyin nesidir, sabah-akşam demeden neden hakaret ederler” demek, merak edip araştırmak, bulguları yazmak neden yanlış oluyor?

Ben de merak ettim, araştırdım ve merakıma mucip yanıtların bir bölümünü buldum. [1] 

Kadir Mısıroğlu, linkte yer alan iddiaları yargıya taşımış, lehte-aleyhte bir sonuç almış mıdır, bilmiyorum. Aramama karşın bu anlamda bir belgeye ulaşamadım. İddiaları çürüten bir belge bulduğumda sayfama taşımak kaydıyla, sanal basında çıkan bu yazının linkini okuyucumla paylaşmak gereği duydum.

KİM BUNLAR?

“Ama lakin” demeyin, yaşamlarına bakın. Garip-gurebanın emeğini yağmalıyor, çoluk-çocuğuyla üleşiyor, garip, kıyıcı, sömürgen bir putperestliği temsil ediyorlar. Uğrular gibi soyuyor, kaba gücün, devlet şiddetinin, kayırmacılığın egemen olduğu, herkesin kendi tanrısını yaratıp, “yaratıcıdır” diyerek putlaştırdığı, tebaayı kandırıp-sömürdüğü dönemi temsil ediyorlar… Örnek alınan “ataları” yaptıkları putlara tapıyor-kullanıyorken, bunlar da İslam’ı kullanıyor! Şair; “Yedikleri yoksul eti/ içtikleri kan!” diyerek bunları tasvir ediyor. Sahnede İslamcılık oynayanlar Müslüman değil, 4., 5. yüzyılın putperestleridir…

Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölüm senaryosunu, 4. yüzyıl cehaletiyle olan benzerliğini anımsayın… Ahlakın petrol kuyularına gömüldüğü, kadının mal yerine konulduğu, kız çocuklarının daha doğarken katledildiği, pisliğin, hastalıklı kişiliğin, ilkelliğin temsilcileri…

Nemenem insan olduklarını anlamak için Sayıştay raporuna bakalım:

Sayıştay’ın raporuna göre, İstanbul Belediyesi araçları her yüz km’de 63 TL yakıt harcıyormuş. Bilmem ne belediyesinde bilmem kaç milyon TL kayıpmış. Sadece bu değil; basında çıkan haberlere göre Kaçak Saray’ın maliyeti tespit edilemiyor, ihaleler kamuya açık yapılmıyor, yandaşlara peşkeş çekiliyormuş! Kamuda bir liralık iş, 5-6 liraya yaptırılıyor, aradaki fark İslami kurumlara akıyor veya paylaşılıyormuş. Ve bu “alışveriş” Hayrettin Kahraman türü fetva ehli ilahiyatçılar tarafından “mubah” sayılarak “meşruiyete” dönüştürülüyormuş!

Eee; yok mu bir parti, sendika, kitle örgütü… Ciddi bir muhalefet?

“GERÇEĞİ SÜMENALTI EDECEK, İKTİDARI KORUYACAKSIN; YOKSA…”

Biliyorsunuz:

İstanbul Belediyesindeki yağmalamayı tespit eden Sayıştay Üyesi, belki de “sana ne kardeşim, devleti, kamu menfaatini korumak, dürüst olmak sana mı kaldı”denilerek, baskı ve tehdide muhatap oluyor, önce kendisi, sonra yardımcısı görevden alınıyor.

Gözümüze bakarak, kulağımız duyarak, utanmadan, kızarmadan…

Ebu Cehil-Ebu Süfyan (lanet olsun) Müslümanları… Gösteriş, menfaat Müslümanları…

Cehalet pazarlamacıları…

Arap Yarımadasının cehaletini, Türkiye üzerine boca etmek adına yarışan köksüz-kimliksiz, kişiliksiz Osmanlı kalıntıları… Envai çeşit kripto havarileri… Halkın cehaletini siyasal sermaye yaparak, maddi akara dönüştüren saltanat düşkünleri… Cehaleti boyayıp, “İslam” diye satan üçkâğıtçılar! Beş beter olanlar, ağababalar, muktedirler…

İlmi, insanlığı, ahlakı, adaleti, temizliği, özgürlüğü değil, küfrü ikame edenler. “Bi kereden bişey olmaz” diyerek çocuk tecavüzüne çanak olanlar… Onun okulunu, fakültesini, “nasıl cahil olunur, cahil kalınır, biat edilir”in kurslarını açan, o cahilhanelere yatırım yapan, paraya boğan, çoluk-çocuğa musallat olanlar…

Hırsızlık, haksızlık, ahlaksızlık abideleri!

Camiye; “dostlar alışverişte görsün” diyerek gidenler. Aynı nedenle oruç tutan, kurban kesen… İhale kapmak, genel müdür, müsteşar olmak isteyenler… Sakal bırakan, türban takan, cemaate mürit olanlar…

Pozitif eğitim veren okulların (o da kalmadı ya) birçoğunu b.k götürürken, “dindarlık ve kindarlık” eğitimi verilen İmam Hatiplere her türlü konfor sağlayanlar… Kamunun yararlandığı okulları velinin insafına bırakan, “minareleri süngü, kubbeleri miğfer” olan camileri-ibadeti bedavaya getirenler…

İmam Hatibe yağdıran, laik okullar cezalandıranlar! Üniversiteye yerleşme oranlarının (2017 yılı): Fen Lisesi: %54, Özel Lise: %45, Anadolu Lisesi: %34, İmam Hatipler ise: %17 olduğunu gördüğünde panikleyenler! En büyük yatırımı geri kalmışlık ve medeniyetten kopmamız adına yapan gafiller!

İsyan ediyorum elbette!

Böyle yaşama, esarete, soyguna, rüşvete, ülkemin geldiği 4. yüzyıl Arap coğrafyası cahilliğinin ülkemde ikame edilmesi ve meşrulaştırılması çabalarına, satılık kalemlere, görevlendirilmiş, bedavadan “prof-doç-dr” payesi dağıtılmış cahillerin cehaletine isyan ediyorum.

AKP’nin Prof. unvanı verdiği Harran Üniversitesi Rektörü Ramazan Taşaltınlara, cehalette sınır tanımayan “rektörlere”; “İslami olarak Cumhurbaşkanına itaat etmek farzdır. Karşı gelmek de harpten kaçmak manasına gelir, haramdır” diyen, yeni dinin mühendislerine isyan ediyorum!

Sadece ben değil aklı ve vicdanı olan herkes isyan ediyor.

İlahiyatçı Sn. Mustafa Öztürk isyanını şöyle betimliyor: “Bazen empati kuruyorum. Laikçi seküler kesimden, söz gelimi Bebek’ten, Etiler’den, Moda’dan baktığımda bizim mahalle nasıl görünüyor diye. (Bakıyor), kıs kıs gülüyorum; ‘şunların (İslamcıların) rezilliğine bak’ diye. Bazen televizyon programlarında (…) sidik şişesiyle çıkıp Resül–i Ekrem’in hadisinin tartışıldığı duruma bir laikçi gözüyle baksaydım; ‘profesör unvanı taşıyanların kendilerine peygamber diye bağlandıkları ve iman konusu olarak algıladıkları resullerini pet şişede sidik üzerinden tartışıyorlar şu kepazeliğe bakın’ der ve iğrenirdim. Ben o dine girmezdim.

Siz girer miydiniz?

Çankaya’da yaşanan insanların veyahut İstanbul’un Caddebostan’ında yaşayan insanların dünya görüşü bizim gibi değil, Kuran’ı okumuyorlar, eşleri hanımları kapalı gezmiyorlar ama şehre, çevreye hayvan haklarına falan bakışlarına baktığınızda bizden kat be kat daha duyarlılar.

Modernitenin dibine kadar emerek yaşıyoruz, sunduğu bütün imkânları telef edercesine silip süpürüyoruz, ama iş retoriğe gelince gelenek retoriği üretiyoruz. Neden gelenekçisin, gelenekse Resulullah’a hadis diye formel anlamda sadakatin varsa, o zaman miladi 7. yüzyılın Arap coğrafyasının şehir ve hayat düzenini kuracaksın, gereğini yapacaksın. Alman’ın arabasına binip ona sövmenin âlemi yok. Kendini alemle-i cihan zannediyorsun. Kaç parasın ki seni kim tanır ki nesin sen. Onun için diyorum ki eğer bu millete yapacağımız bir iyilik varsa, ben akademisyensen benim gâvurdan atıf alacak bir makale yazmam lazım, gâvur bana atıf yapacak. Sen sanayiciysen gâvur senin ürettiğini satın alacak, müminlik aslında aynı zamanda böyle olan bir şey. Müminlik sadece dini hamaset üretmek değildir.”

Sonuç: Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), artık İslami bir kamu kurumu değil, kamu kurumuymuş gibi kamudan beslenen ama kamuya nifak üreten “yeni dinin” cemaat yapılanmasıdır. Ben bu dine, Ebu Süfyan dini diyorum!

Varsın peygamberinin adını da kimilerine peygamberlik atfeden profesörler koysun!

Eyy;

Kendileri Cenneti, lüksü, konforu, haremi bu dünyada yaşıyor ve devamı için her kılığa giriyorken, ahmaklara öbür dünyayı öneren şeytanın çocukları: Hain ve tecavüzcü üreten DİB’inizin, “yeni dininizin”, Menzil’inizin, Nakşî’nizin, Püsküllü’nüzün ve çalıp-çırptıklarınızın hayrını görmeyin e mi?

Kaynak;Murtaza Demir..Odatv.com.

Şinasi KARACA<saskara-sinasi@hotmail.com

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

"Gün geldi devran döndü" FETÖ’nün gerçekleştirdiği Odatv kumpasında görev alan yargı mensupları sanık sandalyesinde oturmaya başlıyor... FETÖ’nün gerçekleştirdiği Odatv kumpasında görev alan yargı mensupları sanık sandalyesinde oturmaya başlıyor. Odatv davası sanıklarından Ahmet Şık’ın “mağdur” sıfatıyla ...
"Kimsesizler cumhuriyeti" Kızlarım, oğullarım var gelecekte, her biri vazgeçilmez cihan parçası kaç bin yıllık hasretimin koncası gözlerinden gözlerinden öperim bir umudum sende anlıyor musun? AHMED ARİF “Diyarbakır’ın Karaağaç Köyü Kuran Kursu’nda can veren altı çocuk; tarikat şeyhleri ...
"BEŞİKTAŞ CEM EVİNDE SEDAT PEKER'İN NE İSİ VAR?" Cemevi’nin açıklaması tatmin etmedi: Cemevi dedesi neden Sedat Peker’le yan yana poz verdi? Beşiktaş Cemevi dedesi Okan Doğaner ve yöneticisi Recep Sabuncu’nun, faşist çete ...
"BİR EĞİTİM NEFERİNİN FERYADI" 1- Lise öğrencilerinin yüzde 80'i sigara içiyor. 2- Okula devam etme durumu yerlerde sürünüyor. '30 gün gelmeyen kalır' deniyor. Ama her yıl af çıkarılıyor. Son 10 yılda her ...
“NEDEN DEVRİMCİ OLMALIYIZ?” Günümüzde baktığımızda dünyanın her yerinde eşitsizlikler, haksızlıklar, savaşlar ve adaletsizlik karşımıza çıkıyor.Dünya adeta ikiye bölünmüş durumda ve bu bölünmüşlüğün kaynağı ne coğrafi sınırlar ne de fiziksel koşullar. Dünya sınıfsal ...
"Suriyelilere 1750 TL ödeniyor" iddiası Yeniçağ gazetesi Ankara Temsilcisi Ahmet Takan, Kilis'te bulunan Öncüpınar kampının boşaltılması için Suriyelilere kişi başı 1750 TL ödendiğini iddia etti. Takan, bu para karşılığında "İster Suriye'ye ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.