SON DAKİKA
Şinasi Karaca
Şinasi Karaca
» Diğer Yazıları
Takip Et!
8 Nisan 2018

“YAĞ  PEYNİR” Ü,Kaftancıoğlu Öykü yarışmasına katılan öykümüz.

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“YAĞ  PEYNİR” Ü,Kaftancıoğlu Öykü yarışmasına katılan öykümüz.

Köşe YazılarıUlusal - 8 Nisan 2018 14:54

           “YAĞ  PEYNİR”

Kapı çalınıyor. Doktor gürültüye uyandı.İstemeye  istemeye kalktı.Gaz lambasını yaktı.Tahminen saat sıfır bir veya sıfır iki civarlarındaydı.Gecenin bu saatinde kim acaba? Diye söylenerek kapıya yöneldi.

Bu saatte kapıyı kırarcasına çalanı merak ederek,acaba açsam mı aşmasam mı diye düşündü.Hem geç yatmış,hem de  arkadaşlarıyla biraz kafayı çekmişlerdi.Hem de hava dışarı çıkacak gibi değildi,dışarı kar fırtına borandı.

Fakat uyanmıştı artık.Kapıdakine cevap vermese bile gece uyuyamayacağını biliyordu ayrıca kendisi doktor olduğundan bir çok insanın ihtiyacı olacağını biliyordu.Çabuk çabuk giyindi.Paltosunu şapkasını atkısını almayı da unutmadı.Dolaptan çantasını çıkardı.Gidip kapıyı açtı.Kapıyı çalanın on bir on iki yaşlarında bir çocuktu.Çocuk ağlayarak konuşmaya yalvarmaya başlamıştı.

-Babam doktor bey babam!.

-Ne oldu babana?.

-Elini ayağını öpeyim doktor bey yetiş babam ölüyor(!).

-Dur bakalım. Öyle ağlayıp zırlama her hasta olan ölmez.

-Ama babam çok çok hasta.Tir tir titriyor durmadan sayıklıyor.Kurtar babamı ne olur doktor bey.

-Haydi gidelim.

-Kiminle geldin buraya?.

-Yalnız başıma geldim.

-Korkmadın mı? Bu karlı kışlı fırtınalı havadan.

-Hayır korkmadım üzüntümden korkmak aklıma dahi gelmedi(!).

-O zaman yola düşelim.

-Kiminiz kimseniz yok mu?.

-Evet kimimiz kimsemiz yok ki.Anam kardeşlerim ağlaşır dururlar babamın başı ucunda(!).

Kara artık ağlamıyordu.Çocuksu omuzlarına yüklenen sorumluluğu biliyordu.Bundan da kendine pay çıkarıyordu.Doktor hastanın evine vardı.

Babası gerçektende ateşler içerisinde yanıyordu hemen acil müdahale etti.İlaç iğne yazdı.Doktor kara’yı tanıyordu asıl hastanın kendisi olduğunu bilmiyordu.

 

Kara’nın tüberküloza yakalanmış olduğunu doktor biliyordu.Bu yörede en sık karşılaştığı hastalığın bu idi.Soluk alışı kesik kesik öksürüşü.Olağandan daha parlak bakışlarıyla kara’da onlardan biriydi işte.

Muayene ve röntgen filimi doktorun ilk kanısını doğrulamıştı.Neyse ki çocuğun babası devlet kurumunda çalışıyordu.Sağlık Yardım Sandığı vardı.Yani Kara’nın tedavisi olacaktı.Doktor çocuğun kağıdına (İstanbul sanatoryumda tedavisi gerekir.) diye yazdı.

Kara İstanbul’a gidecek, tedavisi olacak ve iyileşip köyüne geri dönecektir.Fakat Kara İstanbul’a  gideceğini duyunca bir ağıt tutturmuş(!).

”Gitmem de gitmem” demiş ne babasının ne doktorun sözleri onu kararından döndürememiştir.Çaresiz doktor,gerekli ilaçları yazdı,ne yiyip ne içeceğini,nasıl davranması,ne yapması gerektiğini Kara’ya bir bir anlattı.Ama bunların yapılacağına kendiside inanmıyordu(!).

Evet ilaçların parasını, Devlet ödüyordu.Ancak bu yetmiyordu ki ilaç kadar önemli olan hastanın beslenmesiydi.Oysa beklide sofralarında ekmeğinin yanına katık dahi bulamıyorlardı.

Fakat sanki bir mucize oldu(!),Kara iki ay içerisinde iyileşti.Sık sık doktorun yanına gelerek ondan öğütler almaya başlıyor.Cin gibi bir çocuktu iki ay okula gitmemişti ama yinede çok çalışarak sınıfı geçmişti.

Ak ciğerlerindeki lekeler görünmez olmuştu ama gene de zayıf çalımsızdı.Karlara bata çıka ilerliyorlardı.Soğuk bir yandan,  yanında çırılçıplak denecek şekilde giyinmiş Kara’nın üzüntüsü bir yandan doktorun canının sıkılması için her şey vardı ortada.

İçinden kendi kendine kızıyordu.Başka iş bulamadın mı yapacak?.Gecenin bu saatinde herkes sıcak yatağında uyurken sen ne yapıyorsun?.

Hemen ardından bu düşüncesinden utandı.Kara hem zıplıyor hem  yürüyor,hem anlatıyordu.

-Babam bir günlüğüne başka yere gitti.Bu gün dönecekti ama dönmedi yollar kar geçit yok araç da yok bir şey mi oldu?.

-Merak içerisinde beklemekteyiz,sağa sola sordum kimse görmemiş ağlayarak eve döndüm(!).

-Ya kurda kuşa yem olduysa babasız biz ne yaparız.Anam kardeşlerim ağlayıp dururlar.Hani yeni doğdu bir bebek var oda ağlıyor canımı iyice sıkıyor.Ne yapacağımı şaşırdım.Neyse geceyi geçirdik kızlar bir tarafa kardeşlerim anam bir tarafa kıvrılarak sabah ettik.

Hava çok soğuk kar ayaz fırtına da arttıkça artar oldu.Aklımdan kötü şeyler geçse de ama ne çare elden bir şey gelmez ki.

Derken kapı çalındı.Koşup açtım,baktım,Babam yakın bir akrabanın sırtında geliyor(!).Bizim buraları belki bilirsiniz araba gibi ulaşım olmaz.Hele kar da yağınca insanlar yürür.

Bu yüzden akrabamız yüklenmiş babamı sırtına getirmiş.Anam la ben de onlara yardım ettik.Babamı içeriye alabilmek için bir çok zorluk çektik.Yatırdık babamı yatağın üzerine zıngır zıngır titriyor.Kendisinden geçmiş bir vaziyette inleyip duruyor(!).

Evde ne kadar yorgan döşek cul culpara bulduysak yığdık üstüne.Konu komşu duymuş  ufacık iki gözlü evimize geldi.O zaman köyümüzde elektrik yoktu gaz lambasıyla evi aydınlatıyorduk.Evdeki yoksulluk insanı ürkütecek bir görünümdeydi.Ama bizim doktor bunlara alışmıştı.

Yıllar boyu bir köşede kilimin üstüne uzanmış beş altı tane çocuğun uyuması,Öteki köşede yoksul görünüşü tümü tümüne artıran bir hasta yatağının bulunuşu,her yanı dökülen kırık dökük birkaç eşyanın insana verdiği utanç duygusu ona yabancı değildi artık(!).

Babası odada bulunan ne varsa üstüne örtüldüğü için sözüm ona hasta yatağında sanki ufacık bir tepe olmuştu.Bu yığının altından dişlerin bir birine vurmasından doğan tıkırdılar duyuluyor.Hırıltılar soluk alışlar,iniltilere karışıyordu.Doktor babayı çabucak,ama dikkatli bir muayeneden geçirdi.

Şiddetli soğuğun etkisi cılız vücutta çok kesin olmuştu.Gerekli reçeteyi yazdı,kucağında ağlaya iki aylık çocuğunu sallayan karısına neler yapılacağını bir bir söyledi.Tanrı sizden razı olsun doktor bey!.Anamın yanında söyleyemedim.Umut yok babamdan değil mi?.

-O nasıl söz kara!.Bak göreceksin,bir haftaya kalmaz baban ayağa kalkar!.Yeter ki siz kendisini üşütmeyin.

-Doğrumu söylüyorsunuz? Sahiden iyileşecek mi?.Saklamayın benden!.Hem ben büyüdüm kocaman adam oldum.Doktor,erkek olduğunu ileri süren sıska omuzlu,soğuktan dudakları morarmış bu küçücük insana baktı,gözlerine biriken yaşı ona göstermeden silmeye çalışırken.

– “Sen aslan gibi bir delikanlısın Kara” dedi!, şimdi biz erkek erkeğe konuşuyoruz.Tekrar ediyorum baban kurtulacak.İçinden de keşke dediklerim çıksa diye dua ediyordu.Sonra ben bu çocuğun yüzüne nasıl bakarım.Kara’nın endişesi biraz hafiflemiş gibiydi.

-Sağ olun doktor bey,Babam bir iyi olsun bakın size ne getireceğim.

Doktorun içi bir kez daha cız etti(!).Ama sesini çıkarmadı.Yanında ona yetişmek için koşar adım yürüyen çocuğa yetişmek için kendini zor tutuyordu.Babası iyi olunca kendisine hediye getirecekmiş.Tabi böyle bir şeyi hiçbir zaman istemezdi.Fakat onuru kırılmamalıydı onun.

-Çok teşekkür ederim Kara,dedi! .Hele baban iyi olsun da gerisi kolay.Aradan günler geçti Kara’nın babası ölmedi.Gerçekten on gün içerisinde iyileşti.Çocuğun sevinci sonsuzdu(!).Durmadan doktora geliyor,yaşlı gözlerle ona teşekkür ediyor.Bir şeyler yapmak için çırpınıp duruyor,bir şeyler yapmadığı içinde çok üzülüyor(!).

-“Hele bir yaz gelsin” diyordu sık sık. Günler günleri, haftalar haftaları kovaladı.Bu olayı çoktan unutmuştu bile,Kara’yı da görmez olmuştu.

Arada bir babası,kardeşlerinden birisi ufak hastalıklar için geldikçe doktor onlara sevgili Kara’yı ve okulların tatile girişinden yararlanan çocuğun köye gittiği haberini alıyordu.

Derken günlerden bir gün kara’nın babası elinde torba ile doktorun kapısında gözüktü,sapsarı bir yüz yaşlı gözler,boğazda düğmelenen kelimeler.

Doktor bir an şaşırdı(!).Fakat uzun sürmedi bu.Bilinç altında her zaman Kara’nın hastalığı atlatamamış bir durum vardı.Zaten o korkunç kış günlerinde babasından çok çocuk kendisini kuşkulandırmıştı.

Acaba korktuğu başına mı gelmişti(!).Ama hayır hayır,o soğuk günlerden sonra kara hastalanmamıştı.Şimdi havalar sıcaktı.Her halde baba başka bir şeye üzülüyordu.Onun durumunu fark etmemiş gibi davrandı.

-Doktor babaya hoş geldin ne ver ne yok bakalım?.

-Baba sağ olun doktor bey!, Tanrı sizden razı olsun uzun ömürler versin,bir hıçkırık sözlerini yarıda kesti.”Bizim Kara”

-Doktor söyle ne olmuş kara’ya?.Babanın yüzünde ne olduğu belliydi.Baba yine hıçkıra hıçkıra Tanrı size ömür versin doktor bey öldü!.

-kim nasıl öldü?

-Baba Kara!,

-Nasıl oldu bu iş?

-Artık hastalığı atlatmıştı!.

-Öyleydi,öyleydi ama köyde boş durmamış ki.Yazın bu sıcağında onun bunun tarlasında çayrında durmadan çalışmış.

-Neden niçin yapmış bunu?.Nereden bileyim doktor bey!.

-Başka köyde yakın akrabalardan biri Kara çalışma sen hastasın dese de yine çalışmış!.

-Kara çalışmam lazım çünkü sözüm var!.Sözümü yerine getirmem gerek.Çalışıp kazanayım ki,doktor beye hediye alayım!.

-İşte doktor bey çalışıpta size verdiği sözü yerine getirecekmiş.Ancak bir iki hafta çalışabilmiş.

-Sonra?

–Sonra,terlemiş üstünde  kurumuş tekrar terlemiş üstünde kurumuş!.Bir gece bir titreme bir ateş.Köy uzak yol yok araba yok.Zavallı evladım sabaha çıkmamış(!).

-Peki doktor falan yok mu o köyde?

-Ne gezer doktor bey!,en yakın sağlık ocağı yirmi kilometre,orada da doktor yok.

– Doktor ne zaman olmuş bu olay?.

-Üç gün önce.Bana haber göndermişler!, koştum gittim.Ama ulaşamadım!.Herkes durmadan ağlar.Ama asıl gelin bana sorun onu.Biricik oğlumu sağ salim göremeden gitti.İnsan en acılı gününde bile bazı şeyleri görebiliyor.

Baktım Kara’nın yanı başında bir torba var!.İşte o torba,akrabaya sordum,nedir bu diye?.”Yağ peynir ” Ne “yağ peyniri ”?.Akraba hıçkıra hıçkıra ,”Kara’nın vasiyeti dedi”.Ölmeden önce son söylediği söz bu oldu!.

-Ne söylemiş?.

-Babamın doktoruna sözüm var.İstediğim gibi olmadı ama şu cebimdeki parayla köyde “yağ peynir” alın!.Babam onu doktor beye götürsün.Ona söz verdim ayıp olur demiş.

Doktor çok hüzünlenmiş bu küçük tertemiz saf yürek karşısında ne yapacağını şaşırmış,ve Tanrı rahmet etsin diyerek uzaklaşmış..

NOT; Bu yaşanmışlığı 1985’de Yozgatlı bir arkadaşımın yakını yaşamış, ve beni de derinden etkilemiş olup unutmadığım bu yaşanmışlığı Öykü olarak Ümit Kaftancıoğlu Öykü yarışmasına katkıda bulunmak için gönderdim.O kadar çok 300,tane Öykü gönderen olmuş ki bizimki dereceye dahi girmemiş.Kendi adıma hem sevindim hem üzüldüm.

Fakat sevindim Kaftancıoğlu adına Öykü yazmak çok ayrıcalık olsa gerek bu nedenle sevincimi belirtmek isterim.Üzüntüm ise gönderdiğim Öykümün dereceye girmemesi,olsun bir daha ki sefere.Tüm Kaftancıoğlu sevenlerine şükranlarımı sunarım iyi ki varsınız yazıyor okuyor aydınlatıyorsunuz..

Şinasi KARACA<saskara-sinasi@hotmail.com

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Şinasi KARACA “MENDERES NEDEN İDAM EDİLDİ”    BİZLER YAŞADIK VE UNUTAMADIK... Menderes neden idam edildi? Adnan Menderes 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra öğlen 13:21'de idam edildi. ...
ALEVİLİĞİN ÖZGÜNLÜĞÜ VE ÖZELLİĞİ... iLHAN SELÇUK “Osmanlı padişahı Sünnilerin halifeliğini benimsedikten sonra, Aleviler, Şeyhülislam fetvalarıyla ‘Katl-i vacip Kızılbaşlar’ olarak nitelendirildiler; köylerde ve dağlarda içe kapalı bir gizemli yaşamı sürdürmek zorunda kaldılar... Mülkünde yaşayan Hıristiyanlara ...
"TARİHİMİZİ ÖĞRENELİM OSMANLI BORÇLARI" ☝Fatih Sultan Mehmet döneminde (1451–1481) Türkler devlet yönetiminden uzaklaştırıldı. Onların yerlerine “devşirme” denilen Hristiyan Avrupalı kökenliler getirildi. ☝Osmanlı ordusunu oluşturan yeniçeriler de Türk değildi. 10–15 yaşlarında ailelerinden koparılıp ...
HZ. ALİ CAMİDE Mİ ŞEHİT EDİLDİ? GERÇEK DEĞİL! RAMAZAN'IN 19. GÜNÜ SABAHI Hz. Ali 661 yılının Ramazan Ayının 19. Gününün sabahı evinin önünde Harici mezhebine mensup Abdurrahman İbn Mülcem ve iki ...
Sn. Cumhurbaşkanı, Ailemize hitaben yazılmış olan Mart 2018 tarihli mektubunuzu aldık, çok teşekkür ederiz. Mektubunuzda; “Türkiye’yi, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye, tarımdan sanayiye kadar her alanda 16 yılda 3,5 kat büyüttüğünüzü”, neredeyse "uçurduğunuzu" yazmışsınız. Mektubu okuduğumda ...
"9 öğrenciye cinsel istismardan tutuklu öğretmen tahliye edildi!" Konya'da, 6'ncı sınıftaki 9 kız öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla geçen yıl 29 Mayıs'ta tutuklanan matematik öğretmeni O.A. (60), adli kontrol şartıyla tahliye oldu. Hakkında ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.