Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
4 Ekim 2016

“YÜRÜMEYEN-YÜRÜTÜLMEYEN ALEVİLİK YOLU”Bölün(9)

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“YÜRÜMEYEN-YÜRÜTÜLMEYEN ALEVİLİK YOLU”Bölün(9)

GündemUlusal - 4 Ekim 2016 20:57

Şinasi KARACA

“YÜRÜMEYEN-YÜRÜTÜLMEYEN ALEVİLİK YOLU”Bölüm(9)
‘Alevilikte Cenaze Erkanı’ (Hakk’a Uğurlama)

Talib toplumu’nun itikadına göre, Hakk’a yürüme (ölüm), genel anlamıyla ruhun bedenden ayrılmasıdır. Bedenden ayrılan ruh, gayri cismani mahiyeti itibariyle tanımı ve tarifi imkânsız kılmaktadır. Beden ise, kendi özüne dönüşür.

Hakk’a yürüme (ölüm) düşeğinde olan hastaya yardımcı olmak aile fertleri ve yakın akrabaları için bir görevdir. Hakk’a yürüme halindeki hastanın ağzına az miktarda su verilir. Hasta su içmeyecek durumda ise, kuruyan dudakları bir bez parçası ile ıslatılır. Hakk’a yürüme olayının ardından ise, önce ağzı açıksa çenesine enli bir bez çekilip, ağzı kapatılarak başından bağlanır. Şayet gözleri açıksa yumulur. Eller yanlarına getirilir. Ayaklarının başparmakları bağlanır. Üzerinde elbisesi tamamen çıkarılarak temiz bir çarşafa sarılıp, sırtüstü temiz bir döşeğe uzatılır ve üstüne bir örtü çekilir.

Yukarıda zikredilmiş olan bu işlemler yapıldıktan sonra, Hakk’a yürüyen kimsenin Hakk’a yürüme haberi, yakın akraba ve kapı komşuya duyurulur. Bu haberi duyan yakın akraba ve kapı komşular, Hakk’a yürüyen kimsenin evine gidip, geride kalan aile fertlerinin acısını paylaşmakla birlikte, kefen tedarik etmek, su ısıtmak, mezar kazmak, mezar’ın inşası için taş temin etmek gibi, hizmetlerden bulunurlar. Ayrıca Hakk’a yürüyen kimsenin evinde üç gün boyunca yemek yapılmaz. Acılı ve kederli ailenin yiyecek ihtiyaçları, yakın akraba ve kapı komşular tarafından temin edildiğini işaret etmek yerinde olur.

Yakınlarını ve sevdiklerini bir anda kaybeden insanların acı çekmeleri, ağlamamaları kederlenmeleri gayet tabiidir. Fakat Hakk’a yürüyenin arkasından gereğinden fazla üzülmek, saçını yolmak, vücudunu yaralamak şekilde isyan etmek gibi, hal ve hareketler doğru değildir. Hakk’a yürüyen kimseye karşı yapılması gereken en önemli görev mümkün mertebe, imkânlar dâhilinden en kısa zamanda talib toplumun usul ve kaidelerine uygun olarak yıkamak, kefenlemek ve toprağa gömmektir.

CENAZE YIKAMA USULU
Yolumuz her hususta olduğu gibi, Hakk’a yürüyen bir talib’in cansız bedeni, nasıl yıkanacağını ve nasıl kefenlenip, toprağa gömüleceğini belirlemiştir. Kadın cenaze kadınlar tarafından, erkek cenaze ise, Yolun ruhani temsilcisi olan Dede tarafından yıkanması, cümle talib toplumu tarafında makbul ve muteber görüldüğü gibi, cenaze hizmetleriyle ilgili usul ve kaideleri iyi öğrenmiş, her hangi bir talib de yıkayabilir.

Cenaze yıkamak için önce, Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertlerinden müsaade alınmalıdır. Müsaade alındıktan sonra, cenaze evden alınarak teneşun (teneşun, cenazenin yıkanması için yapılmış yüksekçe bir tahta masadır) üzerine sırtüstü uzatılır ve “edep” yeri bir bez parçası ile örtülür. Cenazeyi yıkayan Rayver veya kadın, yıkama işlemine geçmedan önce şöyle bir dua okur: «Ya Hakk! (Msl. Mustafa)’ya payansız rahmet ihsan eyle, cümle noksan ve eksiklerimizi af eyle!.» der. Duadan sonra, cenazeyi yıkayacak olan ve kendisine yardımcı olanlar eline eldiven takmak suretiyle önce cenazenin başından başlayarak sıcak su ve sabunla temiz yıkarlar. Yıkama işi bittikten sonra, cenaze temiz bir havlu ile kurulanır.
Not: Hakk’a yürüyenin cansız bedeninden yara ve bulaşıcı hastalık gibi, dokunması mümkün olmayan cansız bedeni üzerine sadece su dökülmesi yeterlidir.

CENAZE KEFENLEME USULU
Kefen, Hakk’a yürüyen kimse için erkek veya kadından her birinin cansız bedenini örtmek için kullanılan beyaz pamuklu bezdir. Erkek veya kadın için kefen “dış kefen”, “iç kefen” ve “gömlek” olmak üzere üç parçadan ibarettir.

Cenazenin kefenlenme usulüne gelince, önce tahta masa üzerine dış kefen serilir, dış kefen üzerine iç kefen serilir ve iç kefen üzerine de gömlek serilir. Bu işlemler yapıldıktan sonra, cenazenin edep yeri örtülü olduğu halde teneşundan kaldırılıp, gömlek üzerine sırtüstü uzatılır. Cenazeye önce gömlek giydirilir, sonra iç kefen ve dış kefen ile sarılır. Şayet Hakk’a yürüyen kimse kadın olup, saçları da uzun ise, saçları iki örgü halinde gömleğin üzerinden göğsü üzerine konur. Cenaze kefene sarıldıktan sonra, yüzü açılır aile fertleri, yakın akrabaları ve dostları onu ziyaret ederler. Ziyaret bittikten sonra, kefen usulüne uygun olarak kapatılır; baş ve ayak uçlarından uzayan fazlalık olan bağlarla bağlanır.
Not: Doğa felaketti, savaş, yaygın ve bulaşıcı hastalık gibi sebeplerle ortaya çıkan toplu Hakk’a yürüme (ölüm)’lerde, imkânlar dâhilinden cenaze toprağa gömülür.

CENAZE MERASİMİ VE DUASI
Talib toplumu’nun kendine has bir inancı vardır ve kendi inançlarına uygun olarak da, Hakk’a yürüyen talib’in cenaze merasimlerinin gereklerini yerine getirmektedirler.

Dede, yıkanıp kefenlenmiş cenazenin göğsü hizasında, toplumun karşısına geçerek cemal-cemale ayakta durup, Hakk’a yürüyen kimsenin erkek veya kadın olduğunu açıklar. Bu açıklamanın akabinde, cenaze merasiminde hazır bulunan canlara şöyle buyurur: «Sevgili Canlar! Hakk’a yürüyen (Msl. Mustafa), şu fani dünyada aramızdan ayrıliyor; üzerinde arkadaşlık ve kapı-komşuluk hakkınız varsa helal eder misiniz?.» diye üç kez sorar.

Hazır canlar: «Helal olsun» der. Dede: «Hakk ve Hızır sizden râzı olsun.» der. Böylece Hakk’a yürüyen talib aklanmış olur.

Yukarıda zikredilmiş olan bu aklamadan sonra Dede, önce sağ elini dudaklarına, sonra alın üzerine, son olarak sol göğüs üzerine koyup, sol elini yanına salarak, başı hafif öne eğik olarak dara durur. Dede müteakiben cenaze merasiminde hazır bulunan canlarda, usulüne uygun olarak dara dururlar. Dede yüksek sesle, onun peşinden hazır canlarda gizlice cenaze duasını okur:

CENAZE DUASI
Darına durdum ya Rebbil alemin!
Her türlü güzel sıfatlarle Seni över, Seni anarız.
Yanlız Sen’in rızana doğru koşar, keremine sığınırız.
Şayet (Msl. Mustafa)’nın günahı var ise,
hazineyi kereminden günahlarından mağfiret,
ona mezarında ebedi rahat ve payansız rahmet eyle.
Hakk’a yürümüş olan cümle talib toplumuna rahmet ihsan eyle.
Bu dualarımızı dergahi izzetinden makbul ve kabül eyle.
Gerçeğe Hü.
Cenaze duasından sonra Dede, Hakk’a yürüyenin geride kalan aile fertlerine ve aile dostlarına sabır ve metanet temenni etmekle birlikte, cenaze merasimi de son bulur.

MEZAR KAZMA VE DEFİN USULU
Mezar 1.5 m derinliğinde, 1.5 m eninde ve uzunluğu ise, cenazenin uzunluğuna göre, doğu ile batı esasına doğru kazılır. Mezar kazma işi tamamlandıktan sonra, mezar’ın sağ ve solu cenazenin uzunluğuna ve enine uygun yükseklikte taşlarla örülür.

Yukarıda zikredilmiş olan süratle mezar’ın inşası tamamlandıktan sonra, yıkanıp kefenlenmiş cenaze yerinde alınarak gömüleceği mezarlığa taşınır. Cenaze alayı mezarlığa varınca hazır bulunan canlar, cenazeyi alarak başı batıya gelecek şekilde mezara yerleştirildikten sonra, önce mezar sal taşlar ile örtülür, sal taşlar üzerine ot veya çalılar serilir ve sal taşlar üzerine de toprak doldurularak kapatılır.

Ayrıca, Hakk’a yürüyen kimsenin gömüldüğü yerin kaybolmasını önlemek için basit iki mezar taşı dikilir. Mezar kaldırma (mezarın yenilenmesi) zamanı olan haziran ayında mezar, usulüne uygun olarak inşa edilir.

BAŞ SAĞLIĞI (TAZİYE)
Baş sağlığı, Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertlerine ve aile dostlarına sabır, tahammül ve metanet temenni etmek manasındadır. Baş sağlığı ziyaretleri, ilk günden başlandığı gibi, cenaze toprağa gömüldükten sonra, mezarlıkta bulunan bütün canlar Hakk’a yürüyen kimsenin evine gidip, geride kalan aile fertlerine ve aile dostlarına sabır, tahammül ve metanet dileğinde bulunmakla birlikte, geride kalanları bu acılı ve kederli döneminde yalnız bırakmamak adettir.

YAS TUTMA GELENEKLERİ
Yas, birlikte yaşadığı yakınları ve sevdiklerinden bir anda ayrılmanın verdiği derin acı, hüzün ve kederi ifade etmektedir. Talib toplumu’nun geleneklerinden Hakk’a yürüyen kimse için yas tutmanın belli bir süresi yoktur. Bu Hakk’a yürüyen kimsenin durumuna göre farklılık gösterdiğini işaret etmek yerinde olur.

Yas dönemindeki gelenekler ise, umumiyetle hüznü sembolize eden siyah elbiseler giymek gelenek haline gelmiş olduğu gibi, her türlü neşe, sevinç ve eğlenceli tutum ve davranışlardan uzak durmak gerekir. Ayrıca yakın akraba ve komşularda bu yas tutma geleneğine mümkün mertebe, imkânlar dâhilinden uyarlar.

MEZAR ZİYARETLERİ
Talib toplumu’nun köklü geleneklerinden biri de, mezar ziyaretleridir. Mezar ziyaretleri, Hakk’a yürüyen kimse toprağa gömüldüğü ilk günüden itibaren başlar. Bu mezar ziyaretleri süresince, Hakk’a yürüyen kimsenin ruhu için hem mezarı başından, hem de evde düzenli olarak her akşam çıra veya bal mumu yakıp, dua okumak gelenek olduğunu işaret etmek yerinde olur.

ÜÇ YEMEĞİ
Talib toplumu’nun köklü geleneklerinden biri de, Hakk’a yürüyen kimsenin anıldığı belli günler vardır. Bunların başında “üç yemeği”, “kırk yemeği” ve “mezar kaldırma” gelmektedir. Üç yemeği (bazı bölgelerde bu yemeğe “ağız açma” adı da verilir), Hakk’a yürüyen kimse için üçüncü gününde verilen hayır yemeğidir.

Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertleri bir veya bir kaç davar boğazlar ve boğazlanan davarlar etinden hayır yemekleri hazırlanır. Üç yemeği, umumiyetle haşlama et, bulgur pilavı, irmik helvası, lavaş ekmeği ve ayrandan ibarettir.

Üç yemeği yendikten sonra Dede, yemek duası okur. Yemek duasını müteakiben Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertlerine ve aile dostlarına sabır, tahammül ve metanet temenni etmekle birlikte, geride kalan acılı ve kederli aile fertlerinin ve aile dostlarının saç ve sakallarını tıraş etmek adettir.

KIRK YEMEĞİ
Kırk yemeği, Hakk’a yürüyen kimse için kırkıncı gününde verilen hayır yemeğidir. Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertleri, bir veya bir kaç davar boğazlar ve boğazlanan davarlar etinden hayır yemekleri hazırlanır. Kırk yemeği, umumiyetle haşlama et, bulgur pilavı, irmik helvası, lavaş ekmeği ve ayrandan ibarettir.

Hakk’a yürüyen kimsenin kırk yemeğine, zengin ve fakir herkesi davet etmek uygun görüldüğü gibi, davetin daima kabul edilmesi gerekir. Kırk yemeğine davet edilen yakın akraba ve kapı komşular da, maddi imkanları dahilinde Hakk’a yürüyen kimsenin evine tere yağı, bulgur, un veya irmik helvası, peynir, v. s. gibi, çeşitli nimetleri beraberinden götürmek de adet olduğunu işaret etmek yerinde olur.

Mühim bir ilave olarak hemen şunu da belirteyim ki, kırk yemeği hem bir Rızalık Cemi’dir, hem de Hakk’a yürüyen kimse ile helâlaşmaktır. Bu manada, talib Yolu’nun ruhani temsilcisi olan Dede, eve çağrılır. Dede, hazır bulunan canlara şöyle buyurur: «Sevgili Canlar, aranızda Hakk’a yürüyen (Msl. Mustafa)’dan küskün, dargın, borçlu ve alacaklı olan var mı?, şayet varsa hazır canlar huzurunda özünü dara çekip, dile gelsin.» Dede’in bu duyurusu üzerine şayet Hakk’a yürüyen kimseden küskün, dargın, borçlu ve alacaklı olan varsa, özünü dara çekip dara durur.

Özünü dara çekmiş olan kişi veya kişilere Dede şöyle buyurur: «Hakk’a yürüyen (Msl. Mustafa)’dan neden davacısınız?, gönlünüzdekini beyan eyleyin.» diye sorar. Özünü dara çekmiş olan kişi veya kişiler, neden özünü dara çektiğini beyan ettikten sonra Dede, söz hakkını Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertlerine ve musahiplerine verir ve onları da dinler. İki tarafı da dinleyen Dede, yakın akraba ve kapı komşulara da söz hakkını verir ve onları da dinledikten sonra, nihai kararı verir.

Nihai karar, özünü dara çekmiş olan kimsenin, Hakk’a yürüyen kimseden alacağı varsa imkânlar dâhilinde Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertlerinden tahsis edilir. Şayet Hakk’a yürüyen kimseye borçlu ise, Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertlerine imkânlar dâhilinde ödemeyi yapar. Şayet, iki aile arasında küskünlük veya dargınlık varsa, her iki ailede küskünlüğün ve dargınlığın nedenini beyan ederler. Sonuçta haksız aile, haklı aileden özür dileyerek barışırlar. Böylece talib toplumu arasında barış, huzur ve güven bağları sağlanmış olur. Bu barış, huzur ve güven bağları sağlandıktan sonra, kırk yemeği yenir. Kırk yemeği yendikten sonra Dede, kırk yemeği duasını okur:

KIRK YEMEĞİ DUASI
Darına durdum ya Rebbil alemin!
Bu hayır nimetlerimizi (Msl. Mustafa)’nın ruhuna sunduk.
Bu hayır nimetlerimizi dergahi izzetinde kabül eyle.
(Msl. Mustafa)’nın ruhunu şad eyle.
Cömert hayır sahiplerinin yüzü ak, gönüllerini pak eyle.
Hakk’a yürümüş olan cümle talib toplumuna rahmet ihsan eyle.
Gerçeğe Hü.

Kırk yemeği duasını müteakiben, Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertlerine ve aile dostlarına sabır, tahammül ve metanet temenni edilir. Böylece Rızalık Cemi’de son bulur. Mühim bir ilave olarak hemen şunu belirteyim ki, Hakk’a yürüyen kimsenin giysileri yakınları tarafından yıkanarak fakir ve fukaraya vermek adettir.

MEZAR KALDIRMA MERASİMİ
Talib toplumu’nun geleneklerinden biri de, mezar kaldırma (mezarın yenilenmesi) merasimidir. Mezar kaldırma merasimi her yıl düzenli olarak haziran ayının ilk haftası ve perşembe günü tertiplenir. Mezar kaldırma merasiminden bir kaç gün ünce, yakın akrabalar ve tüm komşular davet edilir. Davet edilen yakın akraba ve komşular da, maddi imkânları dâhilinde, küçükbaş davarlar, tereyağı, bulgur, un helvası, peynir, v. s. gibi, çeşitli nimetleri beraberinden getirmek de adettir.

Mezar kaldırma günü, Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertleri, bir veya bir kaç davar boğazlar ve boğazlanan davarlar etinden hayır yemekleri hazırlanır. Hayr yemekleri, umumiyetle haşlama et, bulgur pilavı, irmik helvası, lavaş ekmeği ve ayrandan ibaret olduğunu işaret etmek yerinde olur.

Mezar kaldırma günü, herkes mezarlığa gider. Hazin bir merasim ile mezarın üstü sökülür, Hakk’a yürüyen kimsenin uzunluğuna ve enine uygun olarak yapılmış kesme taşları dikilir ve mezar usulüne uygun olarak inşa edilir. Bu süratle mezarın inşası tamamlandıktan sonra, mezar kaldırma merasimine iştirak eden ziyaretçiler, toplu halde, Hakk’a yürüyen kimsenin evine gidip, orada hayr yemekleri yenir. Hayr yemekleri yendikten sonra Dede, sofra duası okur. Sofra duasını müteakiben, Hakk’a yürüyen kimsenin geride kalan aile fertlerine ve aile dostlarına sabır, tahammül ve metanet temenni edilir. Böylece mezar kaldırma merasimi de son bulur.
KAYNAK:Abidin SARI – 4 Ekim 2016
(Gelecek Yazı: ‘‘Alevilikte Oruç’ (Muharrem-12 İmam Orucu)

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

BU "ADAM"I NASIL SEV(E)MİYORSUNUZ? Ağva'ya bağlı Çanaklı Köyü'nün kadınlarını bir araya toplayıp anadan doğma kalana kadar soydular. Çırılçıplak halde kocalarının katledilişini izlemeye zorlanan kadınlar, sonrasında toplu tecavüze uğradılar. Küpelerini almak için ...
UNUTULMAMASI GEREKEN OLAYLARDAN BİRİ!. "BAHÇELİEVLER KATLİAMI ITIRAFI" Bahçelievler: Reis ve İdi Amin'i iş başında Sene 1978, 8 Ekim'i 9 Ekim'e bağlayan gece. Yer; Ankara'da Bahçelievler semti. Ülkücülerin “Reis”i Abdullah Çatlı'nın yaptığı plan akşam ...
"Diyanetin sitesinden: Müslüman yılbaşı kutlamaz" Diyanet'in sitesinde hala yayında olan yılbaşı temalı bir hutbede "Noel ve yılbaşı gecesi kutlamak, onların adetlerine uymak, onlara benzemek kesinlikle caiz değildir ve büyük günahlardandır" ifadelerine ...
Ekonomik kriz bağıra bağıra geldi 2019’da daha da kötü olacak... CHP’li Umut Oran, ekonomik krizin “bağıra bağıra” geldiğini ifade ederek, “Ülke olarak dış politikada ve iç siyasette son derece kritik bir konjonktürde bulunduğumuz bu dönemde ...
“DÜNYA’DA YILBAŞI KUTLAMASI” Yılbaşı, herhangi bir takvime göre içinde bulunulan yılın bitimi ve yeni yılın başlangıcı. Dünyada en yaygın kullanılan takvim olan Gregoryen takviminikullanan ülkelerde 31 Aralık‘ı 1 Ocak‘a bağlayan gece yılbaşı gecesi veya yılbaşı ...
"GETİRTİLENE KANUN İBADET HANELERE EL KOYMA KANUNU" HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu 6360 Sayılı Büyükşehir kanun ve yasasını meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, “Getirilen 6360 sayılı Büyükşehir kanun ve yasası ile köylerin ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.