SON DAKİKA
Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
10 Mart 2018

“YÜZ SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(18)

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“YÜZ SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(18)

GündemUlusal - 10 Mart 2018 12:52

“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(18)

 SORU 70: Aleviler, Camiye İbadet İçin Neden Gitmezler?
CEVAP: Anadolu Alevileri Allah’a inanırlar. Allah’ın birliğine, Hz. Muhammed’in peygamberliğine veHz. Ali’nin veliliğine inançları tamdır. Hatta bunu “Allah-Muhammed-Ali” üçlemesi ile ifade ederler.
AyrıcaKuran’ı kutsal kitapları olarak görürler. Kuran, Hz. Muhammed zamanında değil de daha sonraki halifelerden, önce Ebubekir, sonra Ömer tarafından sahabelerden alınan bilgilerle yazıya geçilmesi sırasında tartışmalar nedeni ile toplanan bazı ayetlerin ve hadislerin yok edildiğini, yakıldığını da iddia ederler.
Eldeki Kuran’ın 3. Halife Osman zamanında oluşmuş olduğundan bazı çekinceleri vardır. Bu düşüncelerini eskiler: “Kuran’a kalem karıştı” diye ifade ederler.
Ayrıca, 620 yıllarının Bedevi Arap toplumunun sosyolojik yapısına uygun getirilen kurallarla değişen sosyal ve toplumsal şartlara rağmen dünyanın sürgit bu kurallarla yönetilmeye kalkılmasının sıkıntılar yaratacağını düşünürler.
Bu nedenlerle Allah’ın dünyamız ve insanlık için söyledikleri Kuran ile sınırlı olamaz derler. Kuran’ı Batıni yoruma tabi tutarlar. Kuran’ın ilham kaynağı olması gerektiğine inanırlar. Bu nedenle de Hz. Ali’yi “Kuran’ı Natık” yani “Konuşan Kuran” olarak değerlendirir ve buyruklarına önem verirler.
Namazın 5 vakit veya 3 vakit olmasını, 30 gün tutulan Ramazan orucunu, İslamın 5 şartından biri olarak görmezler.
Örneğin, Kuran’da 5 vakit namaz kılmanın ne sayısı, ne şekli, ne de yeri olmadığına inanırlar. Namazın bu biçimde ve 5 vakit kılınmasının İslama Emeviler ve Abbasiler zamanında konan kurallardan biri olduğuna inanırlar. Şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da Şiilerin oluşturduğu bir kural olarak değerlendirirler.

İslamın 5 şartı olarak ifade edilen şartların da Kuran’da olmadığını, bunların da İslama sonraki dönemlerde girdiğini kabul ederler. 30 gün orucun da Kuran’da olmadığını söylerler.
Gerçekten de Kuran incelendiğinde, oruç ve ibadetten bahseder. Ama ne orucun süresi, ne de ibadetin biçimi ve sayısı Kuran’da yoktur.
Ayrıca Kuran’da camiden ve camide kılınan namazdan da söz edilmiyor. Bu da gene daha sonra İslama giren kurallardan birisidir.
Aleviler bu düşüncelerini Kuran’daki bazı ayetlere dayanarak ileri sürerler: Örneğin ibadetin biçimi ile ilgili olarak Ali İmran Suresi 191. ayette: “Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah’ı anarlar” şeklinde olduğunu anımsatarak ibadetin bazı kurallara bağlanamayacağını, bunların göstermelik ve şekilcilikten kaynaklandığını düşünürler.

Aleviler, “Her oruç tutmayan, namaz kılmayan Müslümanları bizİslamdan saymazsak bu büyük bir çoğunluk oluşturan insan toplumunu İslam dini dışında saymak (kafir) anlamına gelir ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca bu İslam’a da aykırıdır” diyorlar.
Bu konuda Kuran’ın Nisa Suresi’nin 94. ayetinde; “Size Müslüman olduğunu bildirene dünya hayatının geçici menfaatlerine göz dikerek, sen mümin değilsin demeyin” diyor. O halde İslam’a sonradan konan şartlar olan 5 şartı yerine getirmeyene İslam değilsiniz denemez.

Aleviler ibadetin ille de camide yapılması gerektiğinide kabul etmiyorlar. Onlar “Yeryüzünün tümü ibadet yeridir” diye düşünüyorlar. İbadet için camiye gitmek gibi bir zorunluluğu gerekli görmüyorlar.
Kendi inançlarına göre, cami etimolojik anlamda tapınak değil, toplantı yeridir. İslamiyet’in ilk yıllarında Hz. Muhammed bir ibadet yeri yapmaya gerek görmemiştir. Çünkü belli bir tapınak oluşturmak ve düzenli olarak sadece orada ibadet yapmak, onun getirdiği inanç sistemine aykırıdır. Nitekim o yıllarda ibadetin özellikle gece yapılması, gösterişten kaçınılması isteniyordu.
Bazı müslümanların Mekke-Medine yolu üstünde Kuba köyünde yaptırdığı camiyi Hz. Muhammed, “Dedikodudan başka bir şeye yaramıyor” gerekçesi ile yıktırmıştır. Peygamber elbette bunu Allah’ın ilhamına aykırı olarak yapamaz.
Bu konuda Kuran’daki 2 ayet ilginçtir. İşte Tövbe Suresi’nde 107. ayet: “Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını açmak Allah ve Peygamberi’ne karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescit kurup, biz sadece iyilik yapmak istedik diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah da şahittir.”
Bu ayetin devamındaki 108. ayette ise, bakın Kura’n ne diyor:
“Ey Muhammed, o mescide hiç gitme, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarla beraber bulunman daha uygundur. Orada arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever.”
Demek ki ibadet yapmak için cami şartı aranamayacağı gibi, her yapılan camiyi “Allah’ın Evi” olarak görmek de doğru değil.
Aleviler, Allah için ille de şu şartlar yerine getirilerek ibadet yapılır gibi katı kurallara katılmıyorlar. Kur’an’daki bir ayet bu düşünceyi de doğruluyor. Bakın Hadid Suresi 4. Ayet ne diyor: “Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.”

Namaz ve cami ilişkisini HacıBektaş Veli soy evlatlarından A. Celalettin Ulusoy; “Alevi Bektaşi Yolu” kitabında bakın şöyle ifade ediyor:
“Hz. Muhammed’den sonra halifeler, özellikle Ümeyyeoğulları ve Abbasoğulları istedikleri düzeyde manevi saygınlığa sahip olamamışlardı. Hükümranlıklarını güçlendirmek için, İslam toplumunun her kesimine ulaşan bir propagandaya gereksinme duyuyorlardı. Bunun o çağda en kolay ve en etkili yolu topluluklara hitap etmek şekli idi. Bu amaçla Müslümanların belli saatlerde belli yerlerde toplanmaları iktidar çevrelerince de teşvik ediliyor ve hatta zorunlu tutuluyordu. Nitekim, Emeviler zamanında camiler Ali’yi ve onun soyunu kötülemek için konuşma yerleri olmuştu.”
Bu ve benzer nedenlerle ibadet için camilere gitmeyen Aleviler-Bektaşiler ibadetlerini, Cemlerini uygun evlerde yapıyorlar. Cemiyetevi veya Cemevi adı ile toplantı yapılan Cem yapılan binaları bulunan köy sayısı yok denecek kadar az bulunuyor.
Aleviler’in Cemine kadın-erkek, yaşlı-genç herkes gelebilir. Dede önderliğinde ve bağlama eşliğinde ibadet yapılır. Oturuş biçimi ise toplumsal ilişkiyi geliştiren, küskünlükleri gideren, kin ve düşmanlık kapılarını kapatıp, barışa kardeşliğe yönelmeyi kolaylaştıran içtenlikli bir ibadet tarzı olarak yüzyüze, cemal cemale oturma biçimindedir. Allah’a ibadet ve dualarla birlikte sohbet, yardımlaşma, kişi ve toplum sorunlarına çare bulma imkanları sağlayan toplu tapınma biçimidir. İnsanın insana yakın olması bu biçim ile daha kolay oluşuyor.
Duvara değil cemale, “didar-ı pak’a” yani temiz insan yüzüne bakmak, insanın yaptığı cami binasından önce Allah’ın özenle yaratıp, “bütün meleklere secde ettirdiği” insanı kutsal görmek Aleviler’de ibadetin esasını oluşturuyor. Bu anlayışla Aleviler; “Secde ademedir”, “Hak ademedir” düşüncesi ile insanı, insan sevgisini dinin esası haline getirmişlerdir.
Alevi-Bektaşinin ibadet tarzını bir ozandan örneklemek gerekirse bakın Edip Harabî ne diyor:
“Zühd ü riya ile olan ibadet
Hatadır Hazreti Settar’a karşı
Böyle namaz ile olamaz ümmet
Hiç kimse Ahmet-i muhtar’a karşı
Tarikatsız mü’min olamaz kimse
Nur’u nübüvvetle dolamaz kimse
Hakk’ı Peygamber’i bulamaz kimse
Yatup kalkmak ile duvara karşı
Allah gözlerine çekmiş bir perde
Yok dersin Allah’ı gökte ve yerde
Gösterelim gel de gör Hakk’ı nerde
Secde eylersin Didar’a karşı”

SORU 71: Alevi İnancında Üçler Kimlerdir?
CEVAP: Alevi inancında Üçler Allah, Muhammed veAli’dir.
Aleviler’de beşler denilince üçlere; Hz.Hasan ve Hz. Hüseyin ilave edilir.
Yediler denilince; Allah, Muhammed, Ali, Hz.Muhammed’in eşiHatice, kızı Fatıma ve torunları; Hasan veHüseyin’dir

SORU 72: Alevi İnancında Ondört Masumlar Kimlerdir?
CEVAP: Muhammed Ekber, Abdullah binİmam Hasan, Abdullah bin İmam Hüseyin, Kasım, Zeynel Aba, Kasım b Zeynel Abidin, Ali Eftar, Abdullah bin İmam Cafer Sadık, Yahya el-Hadi, Salih, Tayyip, Cafer bin Muhammed Taki, Cafer bin Hasan Askeri, Kasım binMuhammedTaki.
Bu ismi sayılanlar çeşitli nedenlerle çocuk yaşta savaşlarda masum olarak katledilen çocuklardır. Alevi inancında onlar kutsaldır, günahsızdır. Onlar kutsanmış ve şefaat dilenir.

SORU 73: On YediKemerbest Kimlerdir?
CEVAP: On YediKemerbest şunlardır: İmam Hasan, İmam Hüseyin, Hadi-iEkber, Abdülvahit, Tahir, Tayyib, Türab, Muhammed Hanefi, Abdurrauf, Ali Ekber, Abdül Karacaahmetsultan, Abdul Celil, Abdurrahim, Abdülmuin, Abdullah Abbas, Abdülkerim, Abdüssamet’tir.

SORU 74: Alevilik’te Dört Kapı Nedir?
CEVAP: Alevilik’te dört kapı insanın kendini eğitip olgun, kâmil insan olma sürecidir. HacıBektaş Veli’nin ilkeleri olarak bilinir.
HacıBektaş Veli; “KulTanrı’ya KırkMakam’da ulaşır, erer, dost olur” diye buyurmuşlardır. Bunlar: Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikattır. Şeriat; insanın anadan doğduğu andır. Dünyaya merhaba dediği andır. Dünyasının bomboş olduğu andır. Tarikat; bir mürşide, büyüğe ikrar vermektir. Marifet, kendi nefsini bilmek nefsinin oyuncağı olmamak için kişinin kendisini eğitmesidir. Hakikat ise; kendini eğitip Hakk’ın kişinin özünde olduğunu keşfetmesidir.

SORU 75: Alevilik’teKırk Makam Nedir?
CEVAP: Kırk makam, dört kapının makamlarıdır. Kişinin kendini eğitme basamaklarıdır. Kişinin, nefsini terbiye edip, kendini mükemmeleştirip olgun, kamil insan olma sürecini bilinçli olarak yaşamaktır. Kırk makam şunlardır.
Her kapının on makamı vardır:
Şeriat kapısının makamları:
1. İman etmek,
2. İlim öğrenmek
3. İbadet etmek
4.Haramdan uzaklaşmak
5. Ailesine faydalı olmak
6. Çevreye zarar vermemek,
7. Peygamberin emirlerine uymak
8. Şefkatli olmak
9. Temiz olmak
10. Yaramaz işlerden sakınmak

SORU
 76: Türkiye’deki Aleviler’in NüfusuNe Kadardır?
CEVAP: 2005 nüfus verilerine göre; Türkiye nüfusu 70 milyondur. Bu rakamın oran olarak yaklaşık %25’i Alevi nüfustur.Bu oranın anlamı ise, Alevi nüfusun yaklaşık 17,5 milyon nüfus olması anlamına gelir.
Alevilerin nüfus oranı Cumhuriyet’in ilk yıllarında da bu oranda bulunuyor.Bu konuda üç kaynak verilebilinir.Birincisi; İttihat Terakki’nin Baha SaitBey’e yaptırdığı araştırmada Alevi nüfus yaklaşık; 4 milyondur.

İkinci kaynak Atatürk’ün yanında Erzurum veSivas kongrelerini izleyen Mazhar Müfit Kansu’da Alevi nüfusu; 3-4 milyon olarak belirtir. Üçüncü kaynak ise; EnverBehnan Sapalyo, Mezhep veTarikatler kitabında Alevi nüfusu 6 milyon civarında belirtmesidir. O yıllarda yani 1920 yıllarında Türkiye’deki toplam nüfus; 13,5 milyondur.
Alevi nüfusun ezici çoğunluğu Türkmen’dir. Arnavut, Arap, Kürt yadaZaza Alevi toplam Alevi nüfusun %10’u kadardır.Kürtçe yada Zazaca konuşan Aleviler’de orjin olarak Türkmendir. Kürtçe yada Zazaca’yı daha sonraki yıllarda öğrenmişlerdir.
Alevi nüfusuTürk nüfusunun bir parçasıdır. Yani 70 milyonluk Türk nüfusun bir parçasıdır. Hatta; 200 milyonlukTürk dünyası nüfusunun bir parçasıdır.

Kaynak; Gelin canlar bir olalım..

Şinasi KARACA<saskara-sinasi@hotmail.com

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

    Şinasi KARACA  “ALEVİLİKTE  HUKUK ADALET VE DÜŞKÜNLÜK”      “ALEVİ OLUNMAZ ALEVİ DOĞULUR”     Alevilikte, yol kurallarını koruyan, toplum barışını sağlayan, düzenin bozucularına uygulanan kimi yaptırımlar vardır. Yol kurallarına uymayanlara “düşkün”lükle adlandırılırlar. Düşkünlere uygulanan ...
“İhsan Eliaçık: Boşa kurban kesmeyin” İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, Kurban Bayramı ile ilgili çok konuşulacak bir yazı kaleme aldı. Kurbanın yanlış anlaşıldığını savunan ve hayvanların boşa kesildiğini belirten Eliaçık, bunun İslam ...
“Allah’tan Uzaklaşma Bayramı: Kurban!” İslam’ın dini bayramlarından biri olan Kurban Bayramı, pekçok dinsel ritüel gibi amacından sapmış, içeriği boşaltılmış ve bir şirk tapınmasına dönüşmüş durumdadır. Anlamı Allah’a yaklaşmak demek olan Kurban, günümüzde ...
Mesut Özil ve maymun kafesi Dünyanın en büyük yıldız futbolcularından olsa da… Almanya'nın en pahalı transferi olsa da… O “maymun kafesinden” hiç çıkamadı. İki dedesi de Zonguldak maden ocaklarında çalışıyordu. 1960'larda Almanya göç ettiler;  Gelsenkirchen maden ocağında çalışmaya ...
"Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)" Lozan Barışı sekiz aylık çetin ve uzun bir müzakere devresinden sonra, Lozan Üniversitesi'nin tören salonunda imzalanmıştır. Lozan'da imzalanan belgeler, esas Barış Antlaşması, 16 adet sözleşme, ...
"YAPAY KATLİAM" 18 Kasım 2002 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı’na getirilen Binali Yıldırım'ın döneminde 22 Temmuz 2004 tarihindeki resmi verilere göre 41 kişinin yaşamını yitirdiği, 89 kişinin yaralandığı Pamukova hızlandırılmış tren faciası yaşanmıştı. ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.