SON DAKİKA
Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
14 Nisan 2018

“YÜZ SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(22)

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“YÜZ SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(22)

GündemKültür & Sanat - 14 Nisan 2018 14:23

“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(22)

Enver Behnan Şapolyo’nun kitabından sadece İstanbul’da Kadiri tekke sayısının; 65, Nakşi tekkesayısının; 95, Rufai tekke sayısının; 40,Halveti tekke sayısının; 69, Celveti tekke sayısının; 34, Mevlevi tekke sayısının; 5, Şünbüli (26), Sadiyye (34), Şabaniyye (24) Cerrahiyye, (12) Bedeviyye ( Bayramiyye (9), Uşaki, Gülşeni ve Sinani’nin toplam; 15 adet olduğunu öğreniyoruz.

Osmanlı döneminde Harilizade Kemalettin Efendi tarafından yazılan 3 ciltlik; “Tibyan vessailül hakâyık Fibeyani SelasiliTarayık” adlı eserde farklı İslami yorumlar ihtiva eden tarikat sayısının kitaptaki başlıklardan; 167 tane olduğunu görüyoruz. Kitap tahminen 1500 yıllarında yazılmış bir kitaptır. O günden bugüne yaklaşık 500 yılın daha geçmiş olduğu düşünülürse bugün İslam dünyasında yaklaşık 400 farklı İslami yorumdan sözetmek abartı sayılmaz. Sadece Türkiye’deki farklı İslami yorum sayısı ise yaklaşık 100 civarında denebilir.
Bu kümelenmelerin birbirinden farklı yanları bulunmasa ayrı olmalarının anlamı olmaz. Bu farklılıklar yüzyıllardır yaşadığına göre demekki, İslamı farklı yorumluyorlar. Ama yinede sıra tasnife gelince Musevilik’te veHıristiyanlık’ta olduğu gibi farklılıklar İslami daire içinde yorumlanmaktadır.
Bizde son yıllarda bazı kişi ve kurumlar kalkıyor Aleviliğin diğer İslami yorumlardan farklı olan yanlarını öne çıkararak İslam dışında ayrı bir din olduğunu iddia ediyorlar. Görüldüğü gibi her dinde birbirinden farklı yorumların olması normaldır. BizdeSünnilik içinde bile çok farklı İslami yorumlar görüyoruz.

Örneğin; Prof. Dr.Yaşar Nuri Öztürk’ün, Prof. Dr. Ethem Ruhi Fıglalı’nin, Prof. Dr. Süleyman Ateş’in, Prof. Dr. Beyza Bilgin’in, Prof. Dr. Hasan Onatlı’nın İslami yorumları ile, El Kaide’nin, Taliban’ın, Hizbullah’ın, Aczmendiler’in İslami yorumunu bir görmek mümkün mü?
Bu farklılıkları görmezsek bir görürsek sıradan mütedeyyin müslümanlara haksızlık etmez miyiz? O zaman Prof. Öztürk’e, Prof. Bilgin’e, Prof. Fıglalı’ya, Prof. Onatlı’ya ve benzer kişilere haksızlık etmiş olmaz mıyız?
İslam içinde yüzlerce yorum bulunuyor.Bunlardan biriside Alevilik’tir. Bu gibi durum dinler tarihinde sıkça görülen durumdur.

Alevilik; bazı Sünni yorumlara çok uzaktır. Bazılarına göre ise daha az uzaktır. Alevilik Sünnilik değildir diye Alevilik İslam değildir demek hatalı bir saptamadır. Aleviliği yaşayan herhangi bir İslami yorum ile kıyasla***** onun İslam içinde olup olmadığını saptayamayız. Aleviliğin İslam içinde olup olmadığının saptanmasının yolu; birincisi inananların kendini nasıl ifade ettikleri, İslam ile nasıl ilişkilendirdikleridir. İkincisi ise; Aleviliğin dinsel referansları ile İslam’ın ilişkili olup olmadığıdır. İnanan Aleviler kendilerini İslam ile ilişkilendirirken Hanefi ya da Şafii olmadıklarını ama müslüman olduklarını ifade ederler.

Bu konuda en küçük çekinceleri yoktur. Ama bu soru inanmayan, ateist bir Aleviye sorulursa yanıt farklı olabilir. Yani Müslüman değilim diyebilir. Bu durum Hanefi ya da Şafii anne-babadan doğan ama kendini ateist, sosyalist, laik vs. değerlendiren kişi için de geçerlidir. O da kendinin müslüman olmadığını söyleyebilir.
İslam ile Aleviliği ilişkilendirme meselesine gelince; Aleviler, Allah’a, Hz. Muhammed’e, Kur’ân-ı Kerim’e inanırlar. Peki bu değerler İslam dini içindeki değerler değil midir? Aleviler; Hz. Ali’ye olağanüstü sevgi ve saygı gösterirler. 12 İmamlar’ı sever sayar, uğruna ölümü göze alırlar. Kerbela Olayı’na özel duyarlılık beslerler. Bu değerler İslam dışındaki olgular mıdır?
Alevi cemlerinde söylenen nefesler bu değerler üstüne yürür. Tüm Alevi nefesleri, Alevi edebiyatı bu değerler üstüne yoğunlaşmıştır. Bu kavramlara İslam dışında adres göstermek bilgisizlik değilse art niyetten başka bir şey değildir.
Aleviliğin İslam dışı ya da ayrı bir din olduğunu inanan herhangi bir Alevi savunmuyor. Bu düşünceyi Alevi anne ve babadan da doğsa Aleviliğe inançsal olarak mesafeli olan bazı kişiler savunuyor. Bunların bir kısmı siyasi olarak Aleviliği kullanmak istedikleri için Aleviliği siyasileştirmek için bu düşünceyi savunuyorlar.
Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da Aleviler özgürce ibadetlerini yapamıyorlar. Almanya, Hollanda gibi ülkelerde Türk vatandaşlarının din işlerini Diyanet İşleri teşkilatı yürütüyor. AB tarafları bazı kişi ve sivil toplum örgütleri diyorlarki; Siz kendinizi müslüman olarak ifade ederseniz biz karışamayız. Ne zamanki biz Aleviler İslam değiliz, İslam dışında azınlık bir diniz derseniz biz size yardımcı oluruz. Avrupa’daki bazı kişi ve kurumlar bu nedenle Aleviler’in “azınlık” olduğu İslam dışında “ayrı bir din” oldukları iddiasında bu nedenle bulunuyorlar.

Aslında AB’nin bu yaklaşımı, Aleviler’in sorunlarını düşünmekten çok Aleviler’i azınlık statüsüne sokarak laik Türkiye karşıtı bir pozisyonda yer almalarını sağlamaktır. Çünkü bu anlayış giderek “azınlık” dinden “etnik azınlık” üretme çabasına dönüşüyor. AB’nin Aleviler’isiyasetlerinde kullanabilmelerinin bazı şartları ne yazık ki vardır. Bu şartlar ortadan kaldırılmazsa bu potansiyel kullanılmaya açıktır. Bunun sorumlusu ise Aleviler’in en insani sorunlarına karşı “üç maymunu” oynayanlardır. Bunun başında iseDiyanet İşleriBaşkanlığı gelmektedir.
Diyanet İşleri ve Aleviler
Türkiye’de din-devlet-toplum işlerini düzenleyen kurum Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Ne zaman Alevilik gündeme gelse 1400 yıllık İslam tarihindeki yerine karşın Diyanet Aleviliği yok sayıyor. Diyanet İşleri, sadeceSünni İslam esaslarına göre hizmet verdiği halde her seferinde; “Diyanet, İslam içindeki grupların hepsine eşit mesafede durur” diyor.

Konu Aleviler’in ibadet yeri cemevleri ve orada yapılan ibadete gelince; “İslam dininin ibadethanesi camidir. Alevilik müstakil din olmadığından cemevleri bu anlamda Diyanet İşleri bir ibadethane olarak değerlendirilmez. “Diyerek adeta AB’nin “Alevilik ayrı bir dindir” projesine destek olmaktadır. Ardından ise, İslamda cami dışında ayrı bir ibadethane mevcut değildir tarihte de olmamıştır.” Diyerek hem tarihe karşı bir sorumsuzluk örneği verilmekte hemde Alevi kitleye yok sayılarak haksızlık edilmektedir.
Aleviler, Sünni İslam kardeşlerinin ibadetine de ibadet yerine de saygı duymaktadırlar.

Ama Cemevi ve Cemevi’nde yapılan ibadetin tarihi İslam tarihi kadar eskidir. İslam’ın ilk dönemlerinde minberli, minareli camiler yoktur. Bu mimari sonraki yıllarda geliştirilmiştir. İslam monoblok bir yapıda değildir. Yüzlerce yorumu vardır.
Aleviler’in Kırklar Cemi geleneğiHz. Muhammed’in sağlığına kadar gider. İslamda ilk ibadet yerleri cemevi mimarisine daha yakındır. Türkler İslam ile tanışınca Göktanrı geleneği Gökkubbeli dergahlara taşınmıştır. Aslan Baba, Ahmet Yesevi, Lokman Parende, HacıBektaş Veli geleneği Gökkubeli dergahlar geleneğidir.
Bu gelenek daha sonra Anadolu’ya taşınmıştır. Ahmet Yesevi dergahında kadın-erkek birlikte cemevinde cem yapardı. Büyük Türkmen hükümdarı Erdebil dergahının dedesi Şah Hatayi dergahında cem yapardı. HacıBektaş Veli cemini cümle canlarla “Kırklar Meydanı”nda yapardı. Abdal Musa Beylikler döneminde Tekke köyünde, Geyikli Baba, Osmanlı’nın ilk yıllarında Bursa’da, Hamza Baba, Saruhan Beyliği sırasında Manisa-Kemalpaşa’da, Yatağan Baba Beylikler döneminde Muğla-Yatağan’da, Seyid Battal Gazi, Sücaettin VeliEskişehir’de Gökkubeli dergahlarda cemlerini yapar semahlarını dönerlerdi. Balkanlar’da; Demir Baba Dergahı’nda, Sarı Saltuk Dergahı’nda, Gül Baba Dergahı’nda günümüzden yaklaşık 500-600 yıldanberi cemevlerinde cem yapılmaktadır.
Eskişehir-Seyitgazi’deki Seyidi Battal Gazi’nin Gökkubbeli dergahının tarihi 9. 10. yüzyıla rastlar. Bu ve benzer tarihi abideler Anadolu, Balkanlar ve Türkistan’ın dört bir yanında günümüzde bile yaşamaktadır.Bu olgular bilinirken Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Aleviler’in Cemevi olgusuna getirdiği bu miyop bakışa ne demeli?
Yani Cemevi meselesi bugün ortaya atılmış bir olgu değildir. Cemevi’nin tarihi caminin tarihi kadar eskidir. Bunu görmek için İslam tarihine kısaca bakmak yeterlidir. Cerrahi bir müdahaleye gerek yoktur. Bu emanetin sahipleri bugünde dimdik ayakta bulunuyorlar.

Yeterki görmesini bilelim.
Diyanet İşleriBaşkanlığı, Aleviler’i temsil etmiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı sadeceHanefi yurttaşlarımızı temsil ediyor. Zaten kendileri başka konuşsa da hizmeti de sadece Hanefi kardeşlerimize veriyorlar. O halde Aleviler’i kim temsil ediyor. Aleviler; Osmanlı döneminde gizli saklı yaşadılar. Laik Cumhuriyet döneminde ise kendilerini yeterince ifade edemediler. Alevilik inançsal bir yapılanmadır.

Aleviliği inançsal anlamda temsil eden yerlerde tarihte olduğu gibi günümüzde de inanç kurumlarıdır. Yani Gökkubbeli dergahlardır. Aleviler’in inançsal olarak bir temsil sorunu yoktur. Aleviler’in tümünü inançsal olarak temsil eden adres tarihte olduğu gibi bugünde HacıBektaşDergahı’dır. HacıBektaş VeliDergahı tüm Aleviler’in “Serçeşmesi”dir. Anadolu veBalkanlardaki tüm dedeocakları, dergahlar “serçeşme”ye bağlıdır. Bugünde yaşayan 40 civarında dergah vardır.Bunların tümünün “Serçeşmesi” Hacı Bektaş Veli Dergahı’dır.

Serçeşmenin postunda oturan dede de tüm dedelerin ve taliplerin dedesidir. “El Ele El Hakka” İlkesinde olduğu gibi.
Son yıllarda çeşitli şehirlerde ve yurtdışında kurulan dernek, vakıf ve federasyon gibi kurumlar Aleviliğin kendini özgürce ifade etmesi için kurulan kuruluşlardır. Yaptıkları hizmetler için her Alevi bu kişi ve kurumlara teşekkür borçludur. Ama Aleviliğin tarihte olduğu gibi günümüzde de temsilcisi o yolun yol erleri dedeler ve bağlı oldukları ocaklar, dergahlardır.
Dernek, vakıf gibi sosyal örgütlenmeler bu tarihsel hizmete yardımcı olmak için kurulmuş gönüllü kuruluşlardır. Şüphesiz hiçbir dernek ya da vakıf kendini dergah, ocak v.s. yerine koyamaz. Bu eşyanın tabiatına da aykırıdır.

Bu kurumlar dernekler ya da vakıflar kanununa göre kurulmuş tüzel kişiliklerdir. Ama dergahlar 1400 yıldır varolan inanç kurumlarıdır. Onların işleyişi tüzel kişilik tarzında düşünülemez. Papalık, Katolik Hıristiyan dünyası için ne ise, Fener Rum Patrikhanesi Ortodoks Hıristiyan kitle için ne ise, Diyanet İşleriBaşkanlığı Sünni müslümanlar için ne ise; HacıBektaş VeliDergahı’da Aleviler için bu önemde tarihsel-inançsal bir merkezdir. Aleviler’in yapması gereken bu tarihsel geleneğe işlerlik kazandırarak yola devam etmektir.

Kaynak; Gelin canlar bir olalım..

Şinasi KARACA<saskara-sinasi@hotmail.com

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(23)  SORU 85: Aleviler, AvrupaBirliğiKonusunda Ne Düşünüyor? CEVAP: “Osmanlı İmparatorluğu, Batı’ya karşı elde ettiğimiz başarılardan çok gururlanarak kendisini Avrupa uluslarına bağlayan bağları kestiği gün, düşüşe başlamıştır. Bu bir hataydı. Bunu tekrar ...
“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(22) Enver Behnan Şapolyo’nun kitabından sadece İstanbul’da Kadiri tekke sayısının; 65, Nakşi tekkesayısının; 95, Rufai tekke sayısının; 40,Halveti tekke sayısının; 69, Celveti tekke sayısının; 34, Mevlevi tekke sayısının; 5, ...
“YÜZ SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(21) Mezhepler,birbirine 180 derece zıt anlayışlara sahiptir. Bu mezheplerden Taraput mezhebi evlenmeye karşıdır. Reşabit Mezhebi ise, ziraat yapmayı ve emlak sahibi olmayı yasaklamıştır. Asei Mezhebi ise, evlenmeye ve savaşa ...
" ŞAMANİZM İNANCINI İNANCIMIZIN HER YERİNDE UYGULUYORUZ"  "İNANÇLAR  İSLAM VE ŞAMANİZM" ...Türklerin Şamanizm'den İslami yete geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da günümüzde Şamanizm'den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor. İşte onlardan birkaçı: Su dökerek ...
"Nazarlığın tarihsel kökeni nereye dayanıyor?" Nazarlık binlerce yıl boyunca farklı kültürlerde kullanılan bir simge olarak önemini korudu. Peki ‘kem göz’ inancı ve ondan korunmak için mavi nazar boncuğu nasıl ortaya çıktı? Dünyada ...
   Türkiye'nin İlk ve tek ; Yönetim  ve Genel aktüalite dergisi Kent&Hayat, uzun yıllardır sürdürdüğü aylık yayın hayatına devam ederken , İnternet üzerinden www.kenthayat.com  ismiyle Güncel ve Aylık haber arşiv  ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.