Administrator
Administrator
» Diğer Yazıları
Takip Et!
21 Nisan 2018

“ YÜZ SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(23)

Facebook'ta Paylaş
Twitter
B R K
“ YÜZ SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(23)

GündemKültür & Sanat - 21 Nisan 2018 15:31

“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(23)

 SORU 85: Aleviler, AvrupaBirliğiKonusunda Ne Düşünüyor?
CEVAP: “Osmanlı İmparatorluğu, Batı’ya karşı elde ettiğimiz başarılardan çok gururlanarak kendisini Avrupa uluslarına bağlayan bağları kestiği gün, düşüşe başlamıştır. Bu bir hataydı. Bunu tekrar etmeyeceğiz. Bizim vücutlarımız Doğu’da ise de düşüncelerimizBatı’ya dönük kalmıştır.”
MustafaKemal bu satırlardaki düşüncelerini 29 Ekim 1923 günü yani Cumhuriyet’in ilan edildiği gün o sırada Ankara’da bulunan Fransız yazarMaurice Pernot’a söylüyor. MustafaKemal bir yandan ülkeyi işgal eden Batılı devletlere karşı silahlı mücadele veriyordu. Mandacılığı savunanlara şiddetle karşı çıkıyordu. Ama diğer taraftan da Cumhuriyet’in kurulduğu gün; “Batı ile bağları koparmanın bir hata olduğunu bunu tekrar etmeyeceklerini, coğrafi olarak Doğulu da olsak düşüncelerimizle yüzümüzünBatı’ya dönük” olduğu tespitini yapıyor.
Atatürk ve Laiklik
MustafaKemal’in bu tespitinden bu yana tam 80 yıl geçti. Bu zaman zarfında Atatürk, laiklik, Cumhuriyet veBatı düşmanlığı temelinde siyasi varlıklarını sürdüren İslam referanslı bazı siyasi kesimler bugün dünya konjonktüründe değişmesine koşut olarak Batıcı kesildiler. Fakat tercihlerindeki bu değişim kendilerinde meydana gelen yapısal değişimden kaynaklanmıyor. Bu değişim AB Türkiye ilişkilerinde AB’nin Türkiye’den istediği bazı uyum yasalarının kendi işlerine gelmesinden kaynaklanıyor.
Böylelikle akıllarıncaTürkiye’nin baştaMustafaKemal’in Batılı olma anlayışı ile halkta oluşan Batı sempatisi rüzgarını ve AB’yi arkalarına alarak Türkiye Cumhuriyeti ulusal devletini zaafa uğratmaktır.

Böylece kendileriBatılılaşacaklarına Batı’nın demokrasi, insan hakları vs. söylemlerini araç olarak kullanarakDoğulu amaçlarına ulaşmış olacaklardır.
Bu bağlamdaTürkiye’deki Aleviler’in meseleye bakış açısına gelince Aleviler, Osmanlı’dan bu yana yaklaşık 700 yıldır bu topraklarda; insan haklarından, inanç özgürlüğünden, kadın-erkek eşitliğinden, laiklikten, demokrasiden yana oldukları için her tür dinsel tutuculuğa karşı oldukları için çok ağır bir fatura ödemişlerdir.
Halbuki ülkemizdeki Türkmen Aleviliği; tutucu, bağnaz, hoşgörüsüz, despot İslami yorumlara karşı, hoşgörülü, özgürlükçü, inancının merkezine insan sevgisini koyan, 72 millete aynı gözle bakan, eşitlikçi, özgürlükçü, bölüşümcü bir İslami yorum tarzıdır. İslam içindeHıristiyanlık’ta olduğu gibi bir Rönesans veReform’dan sözedilebilirse işte bu Alevilik’tir.
İslami Tutuculuk
Önce İslami tutuculuğa, ardından Osmanlı’daki teokratik despotizme karşı Aleviler yaklaşık 1400 yıldır mücadele ediyorlar. Anadolu aydınlanması MustafaKemal ile Aleviler’i 1920’lerde bir araya getiren paydadır.
Aleviler’in yüzüMustafaKemal aydınlanmasında olduğu gibi Batı’ya dönüktür. İnsan sevgisini kendine kıble kabul eden Aleviler’in yönü; demokrasiye, insan haklarına, laikliğe her tür ayrımcılığa karşı olmaya, kadın-erkek eşitliğine veBatılı değerler denilen çağdaş insan hakları değerlerine dönüktür.

Kemalizm’in modernizm projesiyle Aleviler’in yaşam biçimi uyumlu bir birliktelik oluşturmuştur. Bugün Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girebilme şartlarını bu modernizm projesi üretmiştir. İslam coğrafyasında hiçbir ülkenin değil de sadeceTürkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş meselesinin gündeme gelmesi bu farklılıktan ileri gelmiştir.
Aleviler AB’den Yanadır
Aleviler’in yüzü çağdaş, muasır milletler düzeni de denilebilen AvrupaBirliği’nden yanadır. Ama ulusal devletlerinden ve ulusal bütünlüklerinden en küçük ödün vermemek koşuluyla. AvrupaBirliği ile birliktelik mandacılık ekseninde değil, eşit ulusal onur çerçevesinde gerçekleşmelidir. Ulusal değerleri koruma kaygısı taşımadan ne olursa olsun AB’ye girme istemi mandacı bir ilişkiden başka bir şey değildir.
Bir Paradoks
İslam referanslı kesimler ve partileri adeta kendi varlık nedenleri olarak AB’ye girmeyi savunuyorlar. Bu görünüşte bir paradokstur. Ama, acaba kamuoyunun bilmediği işin başka bir yönü mü vardır? Türbanlı, şalvarlı, kara çarşaflı, puşili kadın-erkek eşitliğine miyop bakan bir yaşam biçimi Avrupalı yaşam biçimi ile ne denli uyumlu olabilir.
Kendi dışındaki inançlara ve en yakınındaki Aleviliğe zındık, gavur, sapık diye bakan bir İslami anlayış Avrupa ile ne denli uyumlu olabilir.

Zorunlu din dersleri vermeyi, katrilyonluk Diyanet işleri bütçesini sadeceSünni İslam’a harcamayı savunan anlayışın neresi AB ölçülerine uygundur.
Laik yaşama, MustafaKemal’e ve laikliği savunan devletin en üst hukuki makamlarına yeri gelince boğanın kırmızıya gösterdiği refleksi gösteren zihniyetin neresi AB’ye uyumlu olmaktır. Son terör olaylarında terörü yapanların kökten dinci Müslüman teröristler olduğunu sağır sultan bile bildiği halde “İslam’a terör demek kanıma dokunuyor” diyen zihniyetin AB yaşam tarzı ile bir kan uyuşmazlığı sorununun olduğunu çok yakıcı bir tarzda göstermiyor mu?

SORU 86: Son Zamanlarda Tartışılan “Alevilik Yeniden Tanımlanmalıdır” DüşüncesineNeDiyorsunuz?
CEVAP: Alevilik, son 15 yıldır kullanabildiği tüm iletişim araçlarını kullanarak kendini ifade etmeye çalışıyor. Çünkü Alevilik, Osmanlı’da yasak olan bir İslami yorumun adıydı. Cumhuriyet ile ilk defa meşru oldu. Ama bu da fazla uzun ömürlü olmadı.
İnançların tanımlanmaya gereksinimi yoktur. İnançlar, insanlar ya da bilgi edinmek isteyenler tarafından öğrenilmeye çalışılan olgulardır.
Alevilik’in de tanımlanmaya ihtiyacı yoktur. TıpkıHanefilik, Şafilik veŞiilik gibi.

Ya da Ortodoks, Katolik, Protestan, Anglikan vs. inançları gibi…
İslam’daHanefilik nasıl ki İmam Hanefi’nin İslamiyet’i yorum tarzı ise, Şafiilik nasıl ki İmam Şafi ve onun öğrencilerinin İslamiyet’i yorum tarzı ise, Alevilik de İslamiyet’in Ehlibeyt denilen Hz. Muhammed’in hane halkı olan Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve onların iz sürücülerinin islamı yorum tarzıdır.
Alevilik, Allah’a, Muhammed’e ve Ali’ye inanan, Kuran’ı kendi kutsal kitapları kabul eden bir yorumun adıdır.
İslamiyet, Hz. Muhammed’in Hakk’a yürümesinden sonra daha önce var olan çelişkilerin çatışmaya dönüşmesine kısa zamanda sahne olmuştur. Bu çelişkilerin faturasını ise en ağır şekilde Ali yakınları ödemiştir.
Bu çelişkiler İslamiyet’in yayıldığı coğrafyalarda yayılmıştır. Örneğin; Türklerin Arap dini olan İslamiyet’i hemen kabul etmemeleri kendilerine çok pahalıya mal olmuştur.
Bu çelişkiler sonucu İslam içinde Hz. Muhammed’den sonra Hz. Ali ve yandaşları dışında oluşan yorumlar olan mezhepler İslam içinde iktidarı ele geçirmişler ve yüzyıllar boyunca egemenliklerini sürdürmüşlerdir. Bu durum Arap coğrafyasında olduğu gibi, Osmanlı coğrafyasında da uzun yıllar devam etmiştir.
Tarih boyunca Alevilik’e yönelik her tür olumsuzluk İslam adına yapılmıştır. Alevilik açısından kendilerine yönelik dinsel şiddetin kaynağı tarih boyunca hep İslam adına yapılmıştır. Aleviler adeta İslam bu ise biz İslam değiliz deme noktasına gelmişlerdir.
İşte ülkemizde son yıllarda Alevilik’in bu toplumsal özelliğinden faydalanarak bazı kişiler Alevilik’in bu toplumsal tepkisini; “O halde Aleviler İslam mı, değil mi? Alevilik din mi, değil mi? Aleviler’in İslamiyet ile ilişkisini yeniden değerlendirelim” gibi yönlendirmelere yönelmişlerdir. Halbuki bu durum her dinin içinde görünen olaylardır. Bu farklılıklar olmasaydı hiçbir dinde mezhep ve tarikat olmazdı.

Musevilik içinde olduğu gibi Hıristiyanlık içinde de birbirinden çok farklı yorumlara sahip yorumlar vardır. Avrupa’da Ortaçağ’da yüz yılı aşkın zaman süren din savaşları Hıristiyanlık içindeki bu farklı yorumlardan kaynaklanmıştır. Adına din savaşları denilen savaşlar olmuştur.
İslamiyet içinde de bu farklılıkların olması gayet doğaldır. Alevilik’i tanımlarken İslam’ın beğenmediğimiz yorumlarıyla kıyaslayıp İslam ile ilişkisini anlayamayız. Adres klasik Alevi kaynaklarıdır. Orada ise Alevilik İslam’ın sevecen, hoşgörülü, eşitlikçi, özgürlükçü bir yorumudur.
Alevilik’e inanan milyonların Alevilik’in yeniden bir tanımı diye bir sorunu yoktur.

Bu sorun anne ve babası Alevi olan ya da olmayan ama Alevilik’e dinsel olarak inanmayan bazı kişilerin sorunudur. Alevilik’i kendi ideolojik-siyasi çizgilerine yaklaştırma kaygısından kaynaklanan bir çabadır. Yoksa; Elbistanlı Alevi ile Edirneli Alevi’nin inancı arasında özde hiçbir fark yoktur. Tunceli’deki Alevi Dedesi ile Kaz Dağı’ndaki Çepni Türkmen Dedesi’nin yaptığı Cem özde aynıdır. Alevilik’in hiçbir temel kavramında inançlı Aleviler arasında özde bir fark yoktur.
Alevilerin Alevilik’i tanımlama diye bir sorunu yoktur. Alevilerin sorunu, kendi inançlarını insan haklarının bir parçası olarak özgürce ifade edememeleri sonucudur.

SORU 87: AlevileriKim Temsil Ediyor?
CEVAP: İslam tarihinden itibaren sayarsak Alevilik’in 1400 yıllık tarihi var. Anadolu ile başlatırsak yaklaşık 700 yıllık tarihten söz ediyoruz demektir. O halde dün Aleviler’i kim temsil ediyorduysa, bugünde Aleviler’i o temsil ediyor. İslam tarihi söz konusu edilirse Aleviler kendileriniEhlibeyt ile temsili bir onur sayarlar. Anadolu konu olunca Aleviler’in temsilcisi aynı zamandaEhlibeyt’inde temsilcisi olan yer Hacı Bektaş Veli Dergahı’dır.

Şeyhülislamlık kurumunu Osmanlı devleti bütçesi yaşatıyordu. Osmanlı’nın maaşını az bulan kadı veŞeyhülislamlar baktıkları davalardan zaman zaman rüşvet alıyorlardı. Bu durum sayısız Osmanlı arşivi belgeleri ile belgelidir. Alevi dedeleri ve babaları iseŞeyhülislamlığı tanımadıkları için devletten maaş almıyorlardı. Onlar ve kurumları halkın gönüllü olarak verdiği bağışlar, lokmalar olan Hakullahlar ile yaşıyordu. Hakullahlar, dergahta toplanıp hizmete dönüşüyordu.
Cumhuriyet döneminde ise, din ve devlet işlerini düzenleyen kurum Mustafa Kemal zamanında laiklik ve Cumhuriyet karşıtı dinsel gericiliği engellemek ve aydın din adamı yetiştirmek için kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Diyanet İşleriBaşkanlığı, Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından sonra süreç içinde kuruluş amacından saptı ve devleti dinsel tehdit ile karşı karşıya bırakan bir kuruma dönüştü.
Bugün 4 katrilyon liralık bütçesi, 100 bin camisi, 115 bin personeli ile Diyanet İşleriBaşkanlığı bir genel müdürlük olmasına karşın 5-6 bakanlığın bütçesinden fazla bütçeye sahiptir. Laik Cumhuriyet, adeta kendini yıkmak için sponsorluk yapmaktadır.

Aleviler ise Cumhuriyet döneminde de Şeyhülislamlık yerine kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı içinde yer almadılar. Cumhuriyet döneminde, Sünniler’i Diyanet İşleriBaşkanlığı ve o kurumun sponsorluk yaptığı bazı tarikatlar temsil ediyor. Aleviler’i ise, HacıBektaş Veli Dergahı temsil etmeye devam ediyor. Ama Cumhuriyet’in ilk yıllarında bazı gerici tekke ve zaviyelerle HacıBektaş Veli Dergahı veMevlana Dergahı’da ibadete kapatılıp müze yapılmıştır. Aleviler ibadetlerini gizli-saklı olarak sürdürmeye çalışmışlardır. Ama göçlerle birlikte kırsal ağırlıklı bu yapı giderek dağılmaya başlamıştır.

HacıBektaş Veli Dergahı’na bağlı, Bektaşi ve Çelebi geleneği hiyerarşik yapısını korumaya çalışırken DoğuAnadolu ağırlıklı dede ocakları geleneği dağılma ile karşı karşıya kalmıştır. Merkezi birliktelik sarsılmıştır. Ocakzade dedelik kendini yeniden üretmede yetersiz kalmıştır. 80 yıllık Cumhuriyet döneminde gelenek zayıflamıştır.

Osmanlı döneminde de olmayan merkezi örgütlenme iyice sarsılmıştır. 1990 yılının başlarında Türkiye’de ve yurtdışında özellikle Sivas olayları ile başlayan dernek ve vakıf biçimindeki Aleviler’in kendilerini ifade biçimi olan örgütlenmeler Aleviler’i bu biçimde buldu. Aleviler son on yıldır ellerindeki tüm iletişim ve kamuoyu oluşturma araçlarını kullanarak kendilerini tanıtmaya ve ifade etmeye çalıştılar. Önemli ölçüde bu konuda başarılıda oldular.
OrasıKutuptur
Derneklerin, vakıfların, federasyon ve benzeri Alevi örgütlenmelerinin yaptığı özverili çalışmalar için her türlü Alevi yurttaş ne kadar teşekkür etse yeridir. Fakat bu örgütlenmeler, Alevilik’in yüzyıllar sonucu oluşmuş inanç merkezlerinin yerine kendilerini koymamalıdırlar. Ülkemizin özgül koşullarından dolayı asli hizmetlerini yapamayan bu inanç merkezlerine yardımcı olmalıdırlar.

Yaşanan tarihsel şartlardan dolayı organik örgütlenmesi kesintiye uğramış olan HacıBektaş Dergahı’nı öne çıkarmak ve onun şerefli önderliğinin gönül eri olmak her Alevi’nin görevi olmalıdır.
HacıBektaş VeliDergahı tarihte olduğu gibi bugünde ülkemizdeki ve ülkemiz dışındaki bütün Aleviler’in, Bektaşiler’in temsilcisidir. O yüce makamdaki dede ise tüm Aleviler’in dedesidir. Orası kutuptur. OrasıSerçeşme’dir. Bu özelliği zaten hiçbir Alevi-Bektaşi tartışmaz. Bu nedenle son yıllardaHacıBektaş Veli Dergahı; şu derneğe bu derneğe, şu vakfa, bu vakfa, şu bakanlığa, bu bakanlığa, şu belediyeye veya bu belediyeye şu federasyona veya bu üst birliğe vs. bağlanmasını savunmak Alevilik’i Bektaşilik’i tam tanımayan dostlarımızın iyi niyetli düşünceleridir

Kaynak; Gelin canlar bir olalım..

Şinasi KARACA<saskara-sinasi@hotmail.com

Rss

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(27)  SORU 98: Aleviler’e Neden Kızılbaş Derler? CEVAP: Aleviler İslamiyetiSünni İslama inananlara göre farklı savunduğu için, örneğin; yaşamlarında kadın-erkek ayrımı yapmadığı için, kadını ikinci sınıf insan kabul etmediği için, dini tutucu ...
“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(26) SORU 93: MumSöndürmek Nedir? Aleviler Mum Söndü Yapar mı? CEVAP: Mum söndürmek kavramı, Aleviler’in anne, bacı tanımaksızın cinsel ilişkiye girdiklerini ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Ne yazıkki bazı ...
“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(25)  SORU 90: Aleviler, İslam AdınaYapılan Terör EylemlerineNasıl Bakıyor? CEVAP: İslam adına terör yapmanın tarihi ne yazık ki; ABD’deki İkiz Kuleler’e ve İstanbul’da iki sinagog ve İngiltere Konsolosluğu ile HSCB Bank’ın ...
"KIRKLAR MECLİSİ MASAL MI ?" Sünni Ve Şii Teologların Yaklaşımları Bağlamında Alevi İnancındaki Kırklar Meclisi Ve Cemine İlişkin Bir Yorum Kırklar Meclisi ve Cemi, Alevi teolojisinin en temel ögelerinden biridir. Bu konuda ...
“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(24)       SORU 88: Milli Eğitim Bakanlığı Bünyesinde Okullarda Verilecek Alevilik DersleriNasıl Olmalı? CEVAP: Hükümet, yine bir süredir AİHM kararı ile birlikte okullarda ALEVİLİĞİN de ders olarak okutulacağını açıkladı. Bu gelişme daha ...
“100 SORUDA ALEVİLİK”Bölüm(23)  SORU 85: Aleviler, AvrupaBirliğiKonusunda Ne Düşünüyor? CEVAP: “Osmanlı İmparatorluğu, Batı’ya karşı elde ettiğimiz başarılardan çok gururlanarak kendisini Avrupa uluslarına bağlayan bağları kestiği gün, düşüşe başlamıştır. Bu bir hataydı. Bunu tekrar ...
Yorumlar
Duyurular
Güncel haber yayıncılığına yeni yayın döneminde daha güçlü bir yapı ile İnternet Gazeteciliği ilkelerine uygun; tarafsız, özgün ve özgür site olarak kamuoyunun beğenisine sunulmuştur.

Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır.

Yandex.Metrica

Saskara Haber

Esareti Cesaretle def edeniz. Yerelden Ulusala Özgür Haber Sitesi. Herkesin değil, doğrunun sesiyiz.